Naci Görür bir kez daha uyardı: 'Minimum 7.3'lük bir deprem geliyor'

Naci+G%C3%B6r%C3%BCr+bir+kez+daha+uyard%C4%B1:+%E2%80%99Minimum+7.3%E2%80%99l%C3%BCk+bir+deprem+geliyor%E2%80%99

Koronavirüs salgını günlerinde unutulan deprem gerçeği son zamanlarda Bingöl, Van, Manisa ve son olarak dün akşam Muğla Marmaris'de meydana gelen sarsıntılarla yeniden hatırlandı. Deprem tahminleri konusunda başarılı çalışmalar yapan Prof. Dr. Naci Görür ise İstanbul'u bekleyen tehlikeyi bir kez daha anlattı.

 
Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Kanal İstanbul’un Marmara’ya açıldığı kıta sahanlığında canlı faylar olduğunu gördüklerini söyledi.
 
Görür, “Minimum 7.3’lük deprem geliyor, şakası yok. İstanbul gibi yapı stokunun yüzde 60’ının zafiyet içinde olduğu bir yerde bunun sonuçları çok büyük olacak.” dedi.
 
Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Naci Görür’ün açıklamalarının bir bölümü şöyle:
 
Koronavirus ile uğraşırken depremi iyiden iyiye unuttuk. Oysa o kendini hemen her gün hatırlatıyor, sürekli sallanıyoruz. Bu sarsıntılar bir yer bilimci olarak sizi de kaygılandırıyor mu?
 
Ülkemiz bir deprem ülkesi olarak, dünyada ilk 10’un içinde. Dolayısıyla, sürekli depremlerin olması bir yer bilimci için doğal. Endişe etmek yerine olaya bilimsel baktığımızda tecrübemiz de artıyor. Ama tabii bir de afet boyutu var. O zaman da elbette tedirgin oluyoruz. Bu tedirginlikten dolayı da mümkün mertebe topluma, insanlarımıza yararlı olmaya, deprem konusunda bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Merkezi yönetimi ve yerel yönetimi harekete geçirme konusunda uğraş veriyoruz.
 
– Peki başarılı oluyor mu? Sosyal medyada, “Keşke bugün konut alın diye herkese verilmek istenen ucuz faizli krediler, evlerini deprem güvenli hale getirmek isteyenlere verilse” paylaşımınız sanki yöneticileri ikna etmekte zorlandığınızı gösteriyordu…
 
Yerel yönetim ve hükümetler konusunda başarılı olduğumuzu söyleyemem. Onlar da halkın verdiği önem kadar bu işe önem veriyorlar. Halkımızın kendi can ve mal güvenliği konusunda belirli bir hassasiyeti yok. Öyle olunca hükümetler de o konuya yoğunlaşmıyor. Ancak bazı büyük depremler, insan kayıpları, ülke çapında acılı bir atmosfer oluştuğunda deprem akıllarına geliyor, bir takım şeyler yapacaklarını söylüyorlar ama araya birkaç ay girince unutuluyor. Mesela pandemiden önce ben bir çıkış yapmıştım.
 
Ne dediniz?
 
Depremle ilgili önlem alınmayışının tek sorumlusu bu hükümet değil, bundan öncekiler de öyleydi. O yüzden ‘hükümetler’ ifadesini kullanıyorum. Dedim ki “Hükümetler ne ister? En birinci görevi kendi insanının can ve mal güvenliğidir. Bunun ötesinde önemli bir proje yoktur. Ne kanal projeniz ne de havaalanı projeniz ne de bilmem kaç köprü, yol projeniz bu ülkenin toplu halde depremde can vermesinden önemlidir…” Eğer öyle düşünüyorsanız bilim adamlarından ne istersiniz? Bu ülkede depremler nerelerde olur, deprem kuşaklarında hangi kentlerimiz, köylerimiz, kasabalarımız vardır, ne büyüklükte deprem olur, belli ölçüde ne zaman olur ve olursa ne kadar hasar verir, bunları bilmek istersiniz… Şimdi sokakta kimi yakalasalar, müteahhitlik işini canlandırmak için “Gel sana kredi verelim” diyorlar. Yapsınlar, canlandırsınlar, aferin ama bu konuya kafa yoran bir insan olarak içimden şu geçiyor: “Ya benim aziz devletim, ey benim güzel hükümetim, niye insanlar yıllardır bu depremi beklerken aynı duyarlılığı, aynı bankaları seferber edip, evi göçük haline gelecek insanlara tespit yapıp, sana kredi vereceğiz demiyorsunuz, neden?”
 
Neden?
 
Depremi konuşmayalım, deprem su üstüne çıkmasın diye… Deprem olduktan sonra oraya gidecek, evini yapacak, aş verecek, çadır götürecek, yardımlar yapacak, oradaki insanların da gönlünü kazanacak. Afete uğrayan insan da  şunu demiyor: “Biz ölmeden neredeydiniz?” Halkta da o bilinç yok. Bizim yöneticilerimiz afet yönetimine talip olduğu için risk yönetiminin konuşulmasını istemiyor. Bilim adamlarına sorun, dikkat çektikleri şeyleri yaparsanız depremi durduramazsınız ama zararını azaltırsınız. 10 bin can kaybı vereceğinize belki 100’e indirirsiniz. Peki bu en büyük proje değil midir, niye yapmıyorsunuz, ne bekliyorsunuz?
 
- Kadercilik mi var serde?
 
Tabii ki. Zaten halk işi ciddiye alsa, siyasetçi de almak zorunda kalır. Aksi halde oy alamaz. Hiçbir seçimde, hemen hiçbir parti ciddi olarak depremi ön plana çıkartmadı. Üstelik bir kılıf buldular, “Sevimsiz bir konu, bunu meydanlarda konuşmak iyi olmazmış”. Böyle saçmalık olur mu, insanların can güvenliği yokken, halkı hiç ilgilendirmeyen gündemleri meydanlarda bağırıp çağırıp söylemenin ne anlamı var? 
 
twitter takip