Cumhurbaşkanı Erdoğan 'dan bir gazeteciye daha suç duyurusu: 'Darbe çığırtkanlığı yapmıştır...'

Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1+Erdo%C4%9Fan+%E2%80%99dan+bir+gazeteciye+daha+su%C3%A7+duyurusu:+%E2%80%99Darbe+%C3%A7%C4%B1%C4%9F%C4%B1rtkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1+yapm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r...%E2%80%99

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Evrensel Gazetesi ve ArtıGerçek adlı internet sitesinden yer alan yazısı nedeniyle gazeteci Ragıp Zarakolu hakkında darbe çığırtkanlığı yaptığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Evrensel Gazetesi ve Artıgerçek İnternet Gazetesi Sorumlu Müdürü olan gazeteci Ragıp Zarakolu hakkında kamu davası açılması istemiyle suç duyurusunda bulundu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilen dilekçede; Zarakolu'nun dün kaleme aldığı 'Makus Kaderden Kaçış Yok' başlıklı yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 1960 darbesi sonrasında idam edilen eski Başbakan Adnan Menderes'in kıyaslandığı ifadesi yer aldı.
 
Bu yazıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a açıkça darbe ve idam tehditi yapıldığını belirtilirken yazının basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilemeceği ifade edildi. 
 
Dilekçede şu ifadelere yer verildi:
 
1. Şüphelinin Evrensel Gazetesinde ve Artıgerçek adlı haber sitesinde 05.05.2020 tarihinde yayınlanan 'Makus Kaderden Kaçış Yok' başlığıyla kaleme aldığı sözde köşe yazısında idam edilen Türkiye Devleti'nin Başbakanı Adnan Menderes ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ı kıyaslayan bir yazı kaleme almıştır. İdeolojik içerikli yazısında Türkiye'nin yakın tarihine göndermeler yaparak "Korona günleri, bırakın Türkiye'yi tüm dünyayı bir sorgulamaya yöneltmekte. Bundan RTE'nin ve tayfasının kaçması mümkün değil" şeklindeki ifadeleriyle de açıkça darbe çığırtkanlığı yaptığını ortaya koymuştur. 
Kamuoyunda büyük tepki yaratan anti demokratik beklentilerle dolu sözde yazıda açıkça ‘darbe özlemi’ vurgulanmış ‘darbe seviciliği’ yapılmıştır.
 
2. Sayın Cumhurbaşkanımız daima demokratik alanda mücadelesini gerçekleştirmiş, hayatını Türkiye’de demokrasi ve özgürlük mücadelesine ülkemizin refah seviyesinin artmasına adamıştır. Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik bu tür ima ve iddiaların ülkemizin geçmişinde yaşanmış olan ve utanç duyulan olaylarla açıkça tehdit edilmesi hukuka aykırıdır. 
Şüphelilerin kaleme aldığı/yayınladıkları yazı ile Adnan Menderes’in 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında darbeciler tarafından 17 Eylül 1961 tarihinde idam edilmesi olayı üzerinden halk oyuyla seçilen ilk Cumhurbaşkanı olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a karşı açıkça darbe ve idam tehdidi yapılmıştır. Bu yayın ve tehditler aynı zamanda içinden geçmekte olduğumuz küresel salgın sürecinde ülkemizin devleti ve milletiyle birlikte yürüttüğü mücadeleyi de hedef alarak başta yürütülen bu başarılı mücadeleye önderlik eden Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm milletimizin moral ve motivasyonunu düşürmeyi, halk arasında korku ve tartışma yaratarak kamu barışını bozmayı amaçlamaktadır.
 
3. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve milli iradeye karşı anti-demokratik çağrılarda bulunmak suretiyle kaleme alınan bu tür yazılar her ne kadar ülkemizin demokratik kazanımlarını imha etmeyi hedefliyorsa da amacına ulaşamayacak ‘Yassıada Rejimi’ bu topraklarda bir daha asla var olamayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız bu köhne, cüretkâr ve çürümüş zihniyetin karşısında ömrü boyunca bir tek taviz dahi vermeden dimdik durmuş ve bu kararlılıkla ardına aldığı milletin iradesiyle karşı koymaya devam edecektir.
 
4. Şüphelilerin Cumhurbaşkanlığı makamına karşı anti-demokratik çağrılarda bulunarak döşemeye çalıştığı yol bu ülkenin tüm demokratik kazanımlarını imha etmeyi hedeflemektedir. Milletimizin iradesini, en büyük siyasal kazanımlarımız olan demokrasimizi ve cumhuriyetimizi açıkça tehdit etmektedir. Bu nedenle bu faşist ve vesayetçi anlayış sebebiyle şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunmak zorunlu hale gelmiştir.
 
5. Sıradan bir kimsenin sözleri ile gazetecinin sözleri aynı etkiyi yaratmaz aynı amacı taşımaz. Gazeteci belirli ve geniş bir kitleyi etkisi altına alabilir, kamuoyu oluşturarak onları kolaylıkla yönlendirebilir. Vatandaşların en önemli ve etkili sözcüsü, basındır. Bu nedenle, özgürlükçü demokrasilerde basının en önemli kamusal görevinin, tüm kamusal yaşamın denetlenmesine ve eleştirilmesine hizmet etmek olduğu kabul edilir. Basının kamusal nitelik taşıyan başlıca görevleri; haber vermek, denetim ve eleştiri yapmak, kamuoyunu oluşturmak, eğitim ve öğretime katkıda bulunmak olarak belirlenmektedir. Basına tanınan özgürlüğün temelinde, bilhassa basının devlet faaliyetleri alanındaki açıklamalarında kamu yararı bulunması düşüncesi yatmaktadır. 
Yapılan herhangi bir haberin kamu yararına hizmet ettiğini savunabilmemiz için, haberin yayımlanmasıyla birlikte toplumun bir zarardan korunduğunu, yasalar açısından suç sayılan bir eylemin açığa çıktığını, toplumun bilme hakkına hizmet edildiğini kanıtlayabilmemiz gerekir. Eğer bir haber demokratik toplumsal yaşamın sağlıklı biçimde işleyişine yardımcı olmuyorsa, kamu yararı taşımıyor demektir. Basın özgürlüğü; bireylerin ya da grupların dış engelleme olmaksızın düşüncelerini basın yoluyla dile getirme hakkını ifade eder. Basın özgürlüğü hem düşüncenin oluşumu hem de açıklanması aşamasında önem arz etmektedir.
 
Basın yoluyla haber şeklinde olay açıklaması yapılabileceği gibi, eleştiri yoluyla değer yargısı açıklaması da yapılabilir. Olay açıklamaları, somut oldukları için doğrulukları ölçülebilmekte ve ispatın konusu olabilmektedir. Değer yargısı açıklaması ise sübjektif olduğundan, ispat edilmesi beklenemez. Ancak AİHM Barfod-Danimarka kararında (1989), “kanaat, tanım gereği, kanıtlanamaz. Ancak özellikle olgusal bir temelde yoksun ise, aşırı olarak nitelendirilebilir” diyerek, olgusal temelden yoksun kanaat açıklamalarının hukuka uygun sayılmasının önüne geçmiştir. Eğer olay açıklaması gerçek dışı ise, değer yargısının eklenmesi onu hukuka uygun hale getirmez. Basın değer yargısında bulunarak hem ifade özgürlüğünü kullanmakta hem de kamusal görevini ifa etmektedir. Elbette burada ifade özgürlüğünün doğasında bulunan sınırlamalar AİHS’in akit devletlere bıraktığı takdir marjı çerçevesinde yapılan sınırlar ve AİHM kararlarında ilke olarak gösterilen sınırlar yapılacak eleştirinin çerçevesini belirleyecektir. Bu çerçevenin dışına çıkıldığında yapılan eleştiri hukuka uygunluk zırhının arkasına sığınamayacak ve hukuk düzeni tarafından korunamayacaktır.
 
6. Şüpheliler Bu çabalarında başarılı olamayacak olsalar da sistematik bir şekilde yürütüldüğü anlaşılan bu tehdit ve korkutma içeren yayınları yapan kişi ve yayın kuruluşları hakkında soruşturma yürütülmesi, haklarında kamu davası açılması ve bu suçlardan zarar gören kamu adına ceza verilmesi gerekmektedir. Şüphelilerin bir gazeteci olarak basın özgürlüğünün koruma alanın dışında kalan siyasi ve ideolojik kaygılar sebebiyle kasıtlı olarak kamu yararına aykırı şekilde Müvekkilim aleyhine ve Müvekkilime karşı kaleme aldığı yazı hukuka aykırıdır. Bu nedenle ifade ve basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle Müvekkilin şahsına yönelik yapılan bu saldırının önlenmesi ve suçu sabit olan şüphelilerin cezalandırılması maksadıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak şikayetçi olduğumuzu bildirmek gerekmiştir.