Sibel Doğu

Gel Dese Aşk'ta sorun aldatma mı yoksa senaryodaki basitlik mi?

atv ekranlarında yayınlanan 'Gel Dese Aşk' dizisi aldatma temalı senaryosuyla tepki topluyor. Daha önce de konusu aldatma olan bir çok dizi izlerken bu dizinin bu kadar eleştirilmesinin nedeni yoksa senaryosunun basit oluşu mu?

atv'nin senaryosuyla tepki çeken dizisi Gel Dese Aşk'ın başrol oyuncusu Erkan Petekkaya'nın geçtiğimiz günlerde dizi setinde set çalışanlarıyla birlikte çektiği video oldukça konuşuldu bildiğiniz gibi.
Tüm dünyayı sarsan ve Türkiye'de de ortaya çıktığından bu yana ülkenin bir numaralı gündem maddesi olan koronavirüs salgınına rağmen çekimlerine o günlerde hala devam edilen dizinin setinde, vatandaşları uyarıyor gibi görünen hatta bir tutam da eğlenceliymiş havası katılan bir video çekip yayınlamanın mantığını ben de merak ettim açıkçası. Sağlık Bakanı ve Cumhurbaşkanı başta olmak üzere devlet yetkililerinden tutalım da, bir çok doktora, uzmana kadar herkes kalabalık ortamlardan uzak durup aynı ortamda bulunduğunuz kişilerle de mesafenize dikkat edin derken dizi seti gibi kalabalık ve bir çok insanın girip çıktığı ortamda çekilen böyle bir videoya yapılabilecek tek yorum elbette ki sorumsuzluk olabilirdi. Ve genellikle bu yorum yapıldı. 
Erkan Petekkaya'nın gelen tepkiler sonrası bir özür dilemek yerine "evde kalan insanları oylamak zorunda olduğumuz için çekimlere devam ediyoruz" anlamındaki açıklaması ise özrü kabahatinden büyük dedikleri cinsten bir olay oldu.
Çünkü, bu videoda Erkan Petekkaya'nın eleştirilmesinin nedeni dizinin çekimlere ara verilmemesi değildi. Bunun zaten oyuncuların elinde olmadığının farkındayız. O nedenle tepkimizi kanala göstermemiz gerektiğini de biliyoruz. Burada eleştirilen esas nokta, ülkede herkesin risk altında olduğu bir pandemik salgın varken insanların dip dibe olduklarının göründüğü o videonun çekilmesi ve sosyal medyada paylaşılması.
Erkan Petekkaya, belki bu videoyu kötü bir niyetle çekip yüklemedi ama o kadar kalabalık bir ortamda insanların sağlığı risk altındayken ve çekimler devam ediyorken öyle bir video çekmek, kabul etmek lazım ki, gereksiz bir eylemdi. Hele hele evde kalan vatandaşları oyalıyoruz, herkesin evinde Netflix yok demek kaba tabirle üstüne tüy dikmek bile oluyor. Erkan Petekkaya'nın da karizmasını yıkıyor hatta bir parça. (Bu videodan önce rol aldığı senaryosu ve canlandırdığı basit karakter de yıkıyor tabi ki. Karakterin hataları için oyuncuyu suçlayamayız elbette ama zaten sorun senaryonun basit olması adamın eşini aldatması değil...)
Gerçi, bana göre kendisi iyi ya da başarılı bir oyuncu değil. Bir jön karizması da yok. Şanslı olduğu için, "Beyaz Gelincik", "Öyle Bir Geçer Zaman ki", "Dila Hanım" ve  "Paramparça" gibi uzun soluklu dizilerde rol aldı. Bu da onu karizmatik bir jön zannetmemizi sağladı ama ÖBGZ hariç diğer dizilerinin o kadar da kaliteli olmadığı ortada bence. ÖBGZ ise; senaryosu, dönem dizisi kurgusu ve kadrosuyla efsaneleşmiş bir diziydi ama dizideki her oyuncu da mükemmeldi denemez bence. Diziyi çekici yapan tek şey bence; 1960'lar havasıydı. (Hikaye sonrasında 1970'ler ve 80'ler olduğu için dönem havası diyelim ya da. Daha uygun olur)
Bu arada; iyi-kötü bir çok dizinin setine bir süreliğe ara verildi, hatta kesin bir açıklama yapılmamış olmakla birlikte dizilerin sezon finali arasına bu sene erkenden girebileceği gibi bir söylenti yayılmaya başladı ortalıkta ama atv'nin bu kadar vurdum duymaz şekilde dizilerini devam ettirmesini de kanalın izleyicileri oyalama değil uyutmak istemesi taktiğine bağlıyorum. Kanalda yayınlanan başka bir dizinin setinden de, bakın biz tedbileri alarak, set araç gereçlerini dezenfekte ederek, oyuncuların sağlık kontrollerini yaptırarak çekim yapıyoruz temalı fotoğraflar paylaşarak duyarlı görünme çabaları da bunun örneği olsa gerek. Dizinin setine ara vermek yerine bunları yaparak mı çalışanların sağlığı korunmuş olacak? Sanki, atv'nin tavrı diziler devam etsin de, izleyiciler bunları izlerken bu konuda alınmayan önlemleri ya da yönetenlerin bu süreçteki eksikliklerini çok farketmesin, çok sorgulamadan reyting rekortmeni diziyle oyalansın der gibi geliyor bana. 
Her ne kadar nedeni bu tepki çeken video olayı olmasa da, bu olaydan sonra Gel Dese Aşk'ın çekimlerine de ara verildi. Her ne kadar geç olsa da, bu dizi için de doğru karar verilmiş oldu yani. Çekimler yetmiyormuş gibi bir de garip bir video için dip dibe bulunup sağlıkları riske atılan çalışanların da canının kıymeti var sonuçta.
Öte yandan; Erken Petekkaya'nın tepki çeken bu videosundan söz etmişken diziden de biraz bahsetmek istiyorum...
İzleyenler varsa biliyordur.  Erken Petekkaya dizide yine bir holding sabibi ve karısını genç bir kızla aldatan 40'lı yaşlarında bir adamı canlandırıyor.
Dizinin ana temasının aldatma olmasına 'Çok ahlaksızca. Bu diziler bizim aile yapımızı bozuyor' yorumu yapmayacağım çünkü izlediğimiz hangi dizi ahlak ya da aile yapımıza uygun ki, bu dizi olsun? Ayrıca, şiddetin kol gezdiği, silahların hiç susmadığı, kadınların sürekliği aşağılandığı ya da dayak yediği dizileri öncelikli olarak eleştirdiğim için dizideki bu aldatma konusu benim için o kadar mühim değil. Eğer sağlam bir senaryo olursa; herhangi bir dizide ya da filmde aldatma konusu da işlenebilir bence ama bu dizide olduğu gibi hem suçlu hem de zeytinyağı üste çıkmaya çalışan bir erkek karakter olunca işler değişiyor.
Diziyi çok sıkı takip etmedim. Dizi yorumlamayı sevdiğim için her başlayan diziye az-çok bakmaya çalışıyorum ama bu dizi cidden zor katlanılır cinsten çıktığı için toplasan bir bölüm ancak izlemişimdir herhalde. Gerçi, yeterince klişe olduğu için çok detaylı izlemeden de üzerine konuşması mümkün olan bir dizi zaten. 
Herşeyden önce; senaryo da çekim kalitesi de, kurgusu da, konuların ilerleyişi de oldukça basit ve ucuz duruyor bu dizide. 
Yoksa geçmişte yine Erkan Petekkaya'nın başrolünde olduğu ve eşini aldatan bir karakteri canlandırdığı Öyle Bir Geçer Zamanki'yi 3 sezon ayıla bayıla izledik. Ya da Aşk-ı Memnu'nun tekrarlarını hala severek izliyoruz. Aradan geçen 10 sene içinde bu konuda toplum olarak daha mı sert düşünmeye başladık bilmiyorum ama yine kimin eli kimin cebinde tarzı bir dizi olan Yasak Elma'da reytinglerde birinci olabiliyorsa demek ki, sorun Gel Dese Aşk'ın senaryosunda diye düşünüyorum daha çok. 
Dizinin konusuna kısaca bakacak olursak...
20 yıllık evliliğinde sorunlar yaşayan, eşiyle her yakınlaşmak istediğinde soğuk bir tavırla karşılaşan adam bir gün genç, kıpır kıpır, özgür ruhlu genç bir kadınla karşılaşır ve o monoton hayatından ne kadar bunaldığını- sıkıldığını anlayıp kendisini bu aşka kaptırır. İlerleyen bölümlerde de muhtemelen eşinin ve yuvasının kıymetini anlayacak ve hikaye öyle devam edecektir diye tahmin ediyoruz.
Yani Murat karakteri için, Ali Kaptan'ın 1960'lardan çıkıp bugünde yaşayan bir değişik versiyonu denebilir.(Zaten nasıl denk geliyorsa... Erkan Petekkaya sürekli evli iken başka bir kadınla ilişkisi olan adamları canlandırıyor. Paramparça'da da durum farklı değildi) Aradaki tek fark, Murat eşine ya da çocuklarına karşı, Ali Kaptan kadar zalim bir adam değil.
Evliliklerde her ne kadar aldatmayı haklı çıkarmayacak olsa da, ilgisiz ve soğuk eşlerin (kadın ya da erkek farketmez) diğerini yorduğu, mutsuz ettiği bunun da karşı tarafın başka bir ilişkiye gitmesine olanak sağladığı fikrine tamamen olmasa da az biraz katılıyorum ama bu dizide eşinin kendisiyle bağlarını koparması konusunda zaten haksız olan Murat karekterinin haklı gösterilme çabası izleyicilerin her türlü eleştirisini hak ediyor.
Yasemin her ne kadar sıkıcı, kontrol hastası, kuralcı, despot bir anne ya da kadın olarak gösterilse de, yanında hamile eşi varken Murat'ın alkollü bir şekilde araba kullanıp kaza yapması ve bu nedenle çocuklarının kalp hastası doğmasına neden olması Yasemin'i haklı yapan bir detay. Senaryonun  bir de bu kadını eşine soğuk davrandığı ya da onunla aynı odada bile kalmadığı için aldatılıyor mantığında ya da sıkıcı ve ruhsuz olduğu için eşini mutlu edemiyor havasında yazılması kadını aşağılamanın bir başka yolu. Yani aynı kanal ve yapım şirketinin ürünü olan bir diğer saçma dizimiz Sen Anlat Karadeniz'in fiziksel şiddet olmayan hali bile denebilir. Hatta dizinin en son yayınlanan bölümünde; Bahar'ın babası Barlas'dan dayak yediği sahneyi de düşünürsek, fiziksel şiddet yok diyemeyiz bile. Yani, bu kanal ve yapım şirketi yine kadınları aşağılayan ve küçük gören basit bir diziye imza atmış. Sen Anlat Karadeniz gibi şiddetin kol gezdiği diziyi yapan yapımcı yada kanaldan zaten daha kaliteli bir şey de beklemiyorduk. Şaşırtmamışlar yani aslında. 
Zaten dizideki kadınların da; sadece makyaj, botoks, vitamin iğneleri, estetik gibi boş boş konulardan söz eden, tek işleri partiler yada arkadaşça toplandıkları yemekler organize eden kokoş tipler olarak yazılması da sinirimi bozan bir başka nokta oldu. Bir de, bu yüz gerdirme ya da botoksların kendilerini eşlerine beğendirmek için yapılması gibi laflar duyunca sinirden mi güldüm yoksa bu zihniyete mi güldüm ben de kestiremedim.
Murat'ın yasak aşk yaşadığı Bahar karakterine gelirsek... Bahar'ın hem Murat'ın kızının arkadaşı olarak gösterilen bir konumda olması hem de Murat'ın arkadaşı ve iş ortağı Barlas'ın kızı olması gibi saçma bir özelliği var. Bu detay, Murat ve Bahar arasındaki ilişkinin daha da tepki çekmesine neden olurken, ilk bölümü izlerken aslında Bahar'a o kadar çok kızmadığımı da belirtmek istiyorum. Çünkü, Murat'ı ilk gördüğünde parmağında yüzüğü olmamasından dolayı bekar zannetti ve evli olduğunu bilmeden bağlandı. Hatta bekar zannettiğini kurduğu cümleler ile de belli etti. O nedenle burada suçu Bahar'da değil Murat'ta buldum. Hatta, burada o da Yasemin kadar aldatılıp haksızlığa uğradı bile dedim. Ama evli olduğunu öğrendikten sonra da, Murat'ın peşinde koşunca ya da Yasemin'in onları otelde basmasını sağlayınca ya da Yasemin hakkında Murat'a yalanlar söyleyince uğradığı haksızlıktan eser kalmadı tabiki. Yoksa, onun da babasız büyüdüğü için hayatta yaşadığı travmalara şahit olduk. Düzgün ve mutlu bir aile hayatı görmediği için normal ilişkiler yaşayacak bir insan olmaması da normal bir yerde. O nedenle bu ilişkide Bahar'ın daha suçsuz, esas suçlunun Murat olduğu kanısındayım.  
Bahar'ın babası, Murat'ın da ortağı Barlas konusuna ise hiç değinmek istemiyorum. Karısını sürekli aldatan, Murat'a da bunu tavsiye eden, kayınpeder parasıyla geçinen, yıllar sonra ortaya çıkan kızını zengin hayatı için bir tehdit olarak gördüğünden kötü davranan, hatta dövüp-şiddet uygulayan bir de komikmiş gibi garip şiveyle konuşup espri yapan karakteri her gördüğümde kumandayı nereye bırakmıştım diye bakınıyorum.
Kısacası; senaryosu açısından hiç de mantıklı ve masum bir dizi olmayan Gel Dese Aşk buna rağmen 5 reytingin üzerinde reyting alarak yayından kaldırılma riski taşımıyor şimdilik. Gerçi, setine ara verilen dizilerin yarattığı boşluk nedeniyle Pazar akşamları ona kaldı, aldığı reytingleri biraz da buna borçlu. Dizinin setinde çalışan birçok emekçi adına bitsin istemem tabi ama aslında benim de ekranda görmek istemediğim tarzda bir dizi. Diğerleri gibi onunla hakkında hayırlısı olsun diyelim..