Yiğit Güralp
Yaratıcı Yapımcı, Yazar

Aşık Veysel, Metin Erksan ve çiçek hastalığı salgını

Aşık Veysel’i andığımız bugün, sinema sanatçısı Yiğit Güralp, iki kardeşini ve gözlerini Çiçek Hastalığı Salgınında kaybeden büyük ozanın hayatını sinemaya aktarmak isteyen Metin Erksan ile ilgili çarpıcı bir hikaye anlatıyor.

 

Yiğit Güralp

https://twitter.com/YigitGuralp 

https://instagram.com/yigitguralp

 

21 Mart 1973'de hayata veda etti. Çok gerçek insandı Aşık Veysel.

Yokluğunun 47. yılında ben de gerçek bir öykü ile anmak isterim değerli ozanımızı. 


Yıl 1952. 

Usta yönetmen ve yazar Metin Erksan 33 yaşında. 

İlk filmini çekiyor. 

Film; Aşık Veysel'in hayatını anlatan “Karanlık Dünya" 

Adı üzerinde "Karanlık Dünya” gözleri görmeyen Aşık Veysel'in görme yetisini nasıl kaybettiğine de değiniyor.

Köyü saran “çiçek hastalığından” iki kız kardeşini yitirmiş, sonra da 7 yaşında gözlerini yitirmiş Aşık Veysel. 

Çekimler Aşık Veysel'in memleketi Sivas Şarkışla'da başlayıp bitiyor.

Ama bitti sanılan her şey yeni başlıyor. Çünkü denetim kurulu var.

Filmin yayınlanması için önce kurulun filmi görüp onaylaması gerekiyor.

Kurul filmi sakıncalı buluyor. 
Gerekçe şu: “Devletini bir salgın hastalığın önüne geçemeyecek kadar aciz, doktorsuz, çaresiz gösteriyor bu film”

Bugün, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesinin, Uzman Doktor Güle Çınar’ın uyarı ya da eleştirilerini sakıncalı bulmasına ne kadar benziyor değil mi? 

Metin Erksan filme yeni sahneler yazıp çekiyor.

Bir doktor ve hastane sahnesi bu.

Doktor ilgileniyor, didiniyor ama kurtaramıyor Veysel'in gözlerini.

“Hay Allah o kadar da uğraştık ama olmadı” gibi çocuk aldatır tarzda bir sahne.

Bu sahnenin de eklendiği film tekrar kurula gidiyor.

Denetleme kurulu bu kez de başka bahane buluyor.

“Tarlalar verimsiz görünüyor filmde. Devletimiz en büyük gücü olan tarımda böyle yetersiz, beceriksiz gösterilemez" 

Parası bitmiş artık Metin Erksan'ın. 

Son kuruşlarıyla Amerikan filmlerinden görüntüler alıyor. 

Kansas'ta verimli mısır tarlaları görüntüleri bunlar.

Filme ekleniyor bunlar.

Yeniden denetime giriyor. 

Ve üçüncü kez yine denetimden geçemiyor. 

Bu kez bahane “Çeşmeye yalın ayak giden köylü kızları"

"Koskoca devletimizin köylerinde köylülerin ayağında bir çarık bile olmaz mı? Bu ülkeyi böyle gösteremezsiniz” deniyor.

Uzatmayalım. Metin Erksan'ın bu ilk film, böyle sayısız maceranın ardından, "o yıllarda öyleymiş ama bugün her şey çok modern, keşke Veysel'in de gözleri görseydi de bugünlerin güzelliğini görebilseydi" gibi bir övgü içeren sahnelerin eklenmesiyle en sonunda gösterime giriyor. 

Gönül istiyor ki artık 70 yıl sonra da olsa bir şeyler değişsin. Sansüre, ört bas etmeye değil; her anlamda, her alanda korumaya, sahiplenip, arka çıkmaya, açık konuşmaya, dürüst olmaya, gerçeklerle yüzleşmeye ve önlemlerimizi çok önceden almaya zaman ayıralım, esas özeni bunlara gösterelim. Bilimi ya da sanatçıyı susturmaya değil, asıl onların sözlerini özgürce söyleyerek önümüzü açmaları husunda titizlenelim.

Tüm dünya "Corona / Covid-19" salgınıyla neo liberal ekonomik sisteme bağlı, ileri kapitalizme göre düzenlenmiş yapılarını artık değiştirmek zorunda olduğunu idrak etmeye başladı. “Sağlık Hizmetleri”, “Sağlık Sektörüne” dönüşünce, tüm dünyada ortaya çıkan faturayı son günlerde daha da acı biçimde gördük. Yoğun bakım üniteleri tüm dünyada yetersiz, yatak kapasitesi az. Dünya, insanını hastalandığında iyileştirecek yeterli donanım kapasitesine sahip değil. Büyük bir köy oldu dünya. Tıpkı Aşık Veysel'in köyü gibi!

Bu kocaman köyde halen yetersizlikten insanlar yitip gidiyor. Ardından geç de olsa tüm hastaneler yeniden kamulaşıyor. Her şey acı tecrübelerle kazanılıyor. 

Çiçek Hastalığı çok büyük bir salgın o dönem. Aşık Veysel güzel gözlerini bu salgında kaybediyor. Hükümetler halkını ve itibarını, bir filmde anlatılan, salgının ve ihmallerin doğurduğu olumsuz imajı resmetmekten korurken, salgınların ve ihmallerin bizzat kendisinden korunmak için nasıl bir bilinç aşılıyor, ne kadar bütçe ayırıyor? 

Tüm dünyada devletlerin; insanları sanattan, fikirlerden, gerçeklerden değil; cehaletten, hastalıklardan ve olası kötü günlerden koruması dileklerimle. 

Metin Erksan ve Aşık Veysel'e ve salgın hastalıklarda kaybettiğimiz tüm insanların hatıralarına saygıyla