Sibel Doğu

Bir Yeşilçam uyarlaması daha! Baraj dizisini sevdik mi?

Türkan Şoray ve Tarık Akan'ın yer aldığı Baraj filmi diziye uyarlandı ve geçen Salı akşamı izleyici ile buluştu.

 
 
 
Fox TV'nin MedYapım ve No Dokuz Productions imzalı yeni dizisi 'Baraj' geçtiğimiz Salı akşamı yayın hayatına başladı.
Dizinin Türkiye'de de yayılmaya ve giderek ciddi boyutlara ulaşmaya başlayan koronavirüs salgını için alınan tedbirler nedeniyle yayın tarihinin ertelendiği duyrulmuştu ama sonrasında karar değiştirilerek dizi izleyici ile buluştu. Kanal bu kararını neden değiştirdi bilemiyoruz ama dizinin ikinci bölümü yayınlandıktan sonra, birçok dizi gibi ekrana ara vermesi bekleniyor. Aslında; keşke dizinin yayın tarihi ilk verilen karar doğrultusunda ertelenmesi ve yayınlanmaması daha iyi karar olurdu bence. Birçok dizi bir ya da iki haftalığına yayına ara verse de, kanalların bu konuda katı olduğu ve dizilerin devam etmesini istediği anlaşılıyor.
Dizilerin ara vermesinin kanal ve yapımcıları büyük ekonomik güçlüklere sürükleyeceği bir gerçek ama bu kadar hızlı yayılan ve insan sağlığını bu kadar ciddi bir şekilde tehdit eden bir salgın söz konusu iken de, parasal konuların önemini bir tık yitirmesi gerekiyor. Bazıları geçici olarak kapanan birçok özel sektör maddi anlamda zorluk yaşıyor ama can sağlığı söz konusu iken kapanma ya da ara verme verilecek en doğru karar. Kapanan işletmelere de, devlet maddi desteğini geciktirmeden yapmalı ki, bu vatandaşlarımızın yaşadığı ekonomik sorunlar büyümesin ve çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kalmasın.
Benzer bir uygulama yapımcı şirketlere de uygulanabilir. RTÜK Başkanı hiç utanmadan "Diziler böyle bir gündemde rahatlama adresimiz" diye tweet atacağına keşke, orada çalışan emekçilerin sağlığını biraz düşünüp hem tüm dizilerin yayınlarına ara vermesi hem de bu süre içinde maddi kayıp yaşamamaları konusunda bir karar çıkartabilseydi. Biz izleyiciler olarak eski diziler ya da Yeşilçam'ın sevilen filmlerini seyredererek de zaman geçirebiliriz ama o çalışma ortamından bir kişi bu virüsü kaparsa ve bulunduğu ortam gereği bir başkasına bulaştırırsa o zaman bunun adına eğlence diyemeyiz. Tehkike bu şekilde büyüdüğü için devlet özel sektörde çalışanlarını da mağdur etmeden bir şekilde çalışmalara kısıtlama getirmeli. TRT, tüm dizi yayınlarını durdurarak bu konuda öncü oldu. Umarım, bu diğer kanallara da örnek olur. Tedbiri baştan almak çok daha önemli yoksa tedbirler zamanında alınmaz ve salgın giderek büyürse, bu kararı zaten zorunlu olarak almak zorunda kalacaklar ve o zaman insanlar hasta olduğu için- geç gelen adelet, adalet değildir misali- hiç bir anlamı kalmayacak. O yüzden atalarımızı dinleyip, hepimizin eşeğimizi baştan sağlam kazığa bağlaması gerekiyor.
Bu ortamda, ben de dizi hakkında yazsam mı yazmasam mı diye tereddüt yaşamadım değil ama dizi başladığına göre de, aklımdakileri yazsam istedim.  Ama diziye geçmeden önce, son olarak ben de herkese(daha doğrusu artık 65 yaşın altında olanlara) hem kendi sağlıkları hem de çevresindeki insanları riske atmamak için zorunlu olmadıkları sürece evlerinde kalmaları ve sokağa çıkmamaları gerektiğini hatırlatmak isterim. Kendinizi değilse bile çevrenizdeki insanları düşünün. Başka kişilerin sağlığını da tehlikeye atmaya hiç birimizin hakkı yok. O nedenle, bu günlerde keyfi gezmelere son vermeli ve zorunlu ihtiyaçlarımızı gidererek, evlerde kendimize kitap okumak, el işi yapmak, bu şekilde dizi yorumlamak gibi gayet eğlenceli uğraşlar bulabiliriz....
Neyse; o zaman dönelim biz Baraj dizisine...
Dizinin uyarlandığı filmi izlemeyenler için baştan söylemem gerekir ki, filmin sonunun nasıl bittiğine dair cümleler kurabilirim. O nedenle; filmi izlememiş ve sonunu öğrenmek istemeyenler için yazının devamında spoiler içeren cümleler olacaktır.
Dizi bilindiği gibi; Türkan Şoray, Tarık Akan ve Nasır Melek'in 1977'de rol aldığı aynı adlı filmden uyarlandı.  Filmde; mektuplaşarak haberleşen karakterlerimiz 2020 Türkiyesi'nde doğal olarak internette bir arkadaşlık sitesinde mesajlaşıyor. Filmde de Nazım olan karakterin adı aynı kalırken, Aysel ve Orhan, modernleşip Tarık ve Nehir olmuş.
Filmde, bir genelev kadını olan Aysel dizide düğünden sonra takıları ve kendisine hediye edilen pahalı hediyeleri alıp kaçan bir dolandırıcı olmuş...
İsimleri bilmem ama Nehir'in yaptığı işin orjinaline uygun kalmasını isterdim. Çünkü, eğer karakterin hayat kadını olması ağır ve ayıp kaçar diye düşünülüp bu değişikliğe gidildiyse, dolandırıcılık hiç de diğerinden daha az kötü ya da masum bir suç değil. Yani, Nehir filmdeki Aysel'e göre daha masum ya da daha az kötü, ayıp birşey yapıyor değil. Cinsel birliktelik yaşamayınca daha az masum olunmuyor. Dizilerde yer alan cinsel içerikli, kadın-erkek arasında cinsel birlikteliği çağrıştıran sahneler için ille de olsun demiyorum elbette ama tek ayıp olan buymuş gibi yaratılan algıya çok anlam veremiyorum. Sonuçta; iki türlü de, Nehir masum olmayacaktı ve aynı zamanda ona sahip çıkma bahanesiyle kullanan ve yasadışı bir iş yaptıran Zerrin karakteri sayesinde aynı derecede mağdur olacaktı. 
Ama dizide hikaye bu şekilde revize edildiyse yapacak birşey yok elbette... Yine de, hikaye akışı gayet yerinde olmuş. Nehir'in, Nazım ile dolandıracak bir adam ararken yazışmaya başlaması ve konuştukça ondan etkilenip, görmeden sevmeye başlaması senaryoda güzel anlatılmış. Yani, Nehir'in Nazım'a ilk olarak dolandırma amacıyla yazıp sonrasında sevmeye başlaması iki karakterin yazışmaya başlaması için iyi bir neden olarak güzel sunulmuş.  En azından Nehir için. Filmdeki Aysel, daha çok yaşadığı hayattan kurtulmak için kendisiyle evlenmek isteyen bir adam bulma umudundaydı.
Kendisini insanlardan soğutlayan Nazım ise, içinde yaşadığı yalnızlıkta ancak hiç tanımadığı birisinin arkadaşlığı ile kendisini bir parça mutlu hissetmek için bu sanal arkadaşlığa sığınmış. Bu filmdeki karakter ile bibebir aynı olmuş. Tek fark, filmde Nazım kendisiyle dalga geçilmesinden sonra hiç tanımadığı birisine mektup yazmaya karar verirken dizide Nazım'ı zaten yazışıyor olarak tanıdık.
Nazım'ın neden bu kadar yalnız ve asosyal olduğunu da, yüzündeki yara haricinde filmdeki gibi aldatılma ve bu nedenle işlenen bir cinayet yaparlar mı bilmem ama filmdekine ek olarak Nazım'ın yüzüne ekledikleri yaranın makyajının gayet başarılı olduğunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Ayrıca, Nazım'ın yarısının hikayesini de ayrıca merak ettim.
Tarık ile ilgili de kendisi de gayet zengin ve bu yaşa kadar çalışmamış bu hallerine rağmen sırf patronu kızdırdığı için  bu baraja gönderilmesine kendi ailesinin neden sessiz kaldığını merak ettim. Çünkü, ilk bölümde onun ailesiyle ilgili bir bilgi duyamadık.
 
Oyunculara gelecek olursak...
 
Kadın dizisindeki Arif karakteriyle tanıdığımız ve kendisine hatrı sayılır bir hayran kitlesi edinen Feyyaz Duman, Nazım karakteri çok doğru bir seçim olmuş bence. Hatta; ben Nazım'ı, Arif'ten daha karizmatik ve derin bulup daha çok sevdim bile diyebilirim. Feyyaz Duman, Kadın'dan sonra yine başarılı bir proje seçmiş ekranlara dönmek için. Dizinin ilk bölüm reytinglerine de bakarsak, şanslı bir tercih olduğu söylenebilir. Kadın dizisinden ayrılarak, Zemheri dizisinde rol almaya başlayan ama klişe senaryosundan olsa gerek kısa sürede final yapan dizide umduğunu bulamayan eski rol arkadaşı Caner Cindoruk'un yaşadığı sıkıntıyı yaşamamış en azından. Senaryo bakımından daha iyi işlenen bir dizide çıkmış izleyici karşısına.
Sakin ve abartısız oyunculuğu ile Nazım'ın naif iç dünyasına çok yakışacağını düşünüyorum Feyyaz Duman'ın... Dizi başarılı bir şekilde devam ederse, Feyyaz Duman'ın ekrandaki yerini daha da sağlamlaştıracak olması da cabası üstelik...
Burak Yörük ve Biran Damla Yılmaz için biraz endişeliydim ama diziyi izledikten sonra onları da rollerine yakıştırdım. Özellikle, Biran Damla Yılmaz, Nehir'in yalan söylediği sahnelerdeki biraz uçarı, üçkağıtçı, sempatik hallerini güzel canlandırmış. 
Burak Yörük daha çok zengin oğlan-fakir kız temalı romantik komedi dizilerindeki zıpır oğlan gibi duruyor ama filmdekine benzemesi için karakterin çapkın, şımarık, arsız, ukala yazılması gerekiyordu. Karakteri Burak Yörük gibi tipik yakışıklı sarışın delikanlı canlandırınca da sanki biraz basit yaz dizisi havası sezmedim değil ama diziyi sevdiğim için bu düşüncemin bölümler ilerledikçe kaybolacağına inanıyorum...
Şimdi dizide bir kadın iki erkek karakter olduğu için izleyiciler de Nazım-Nehir ve Tarık-Nehir'ciler olarak ikiye ayrılacak. Sosyal medyada kısaltılmuş haliyle, NazNeh  ve NehTar olarak yani...
Hatta; dizi için yapılan birçok yorumda daha şimdiden Biran Damla ve Burak'ın hayranları Nehir ve Tarık'ın aşkını izlemek istediklerini belirtiyor.
Birçok dizide olur bu, o çift mi daha iyi bu çift mi diye izleyicilerin ikiye bölünmesi. Hatta; yine Feyyaz Duman'ın bundan önce rol aldığı Kadın dizisinde Arif-Bahar mı yoksa Sarp- Bahar mı diye izleyiciler birbirini yemişti. Sonunda kazanan Arif ve Bahar olmuştu. Bakalım, yine aynı oyuncunun içinde olduğu 'hangi çift olmalı' tartışmasında hikaye nasıl ilerleyecek ve kazanan çift hangisi olacak?
Ben bir izleyici olarak, bu konuda, dizinin filmdeki gibi ilerlemesini isterim. Filmde; Aysel yani bizdeki Nehir her ne kadar Orhan'ı (yani Tarık)sevse de, onun karaktersiz kişiliğinden ve kendisini yarı yolda bırakmasından dolayı kendisine sahip çıkan Nazım ile evleniyor ama pişman olup düğünü basan ve Nazım'ı öldüren Orhan'ı affetmiyordu. Sonunda da, kendisini yaşadığı hayattan kurtarıp mutlu etmeye çalışan Nazım'ı elinden aldığı için Orhan'ı öldürüyordu.
Dizi, filme göre daha uzun süreli bir yayın olacağı için dizideki senaryoda illa ki, farklı yan hikayeler olacaktır ve konu zaman zaman değişecektir. Filmi izleyenler, ilk bölümün uyarlamanın getirdiği değişiklikler haricinde filmle oldukça paralel olduğunu fark etmiştir. Bundan sonrasında illa ki, filmden sapmalar olacaktır ama ben esas çiftin Nazım ve Nehir olmasını, dizinin reyting uğruna küçük yaştaki izleyicilerin hayran olduğu güzel kızla yakışıklı oğlanın çift olduğu basit aşk dizilerine çevrilmemesini dilerim.
Çünkü; bu dizi içinde bulundukları hayattan ve yaralarından kaçmak için hiç tanımadığı insana sığınan, görünüşe değil karaktere aşık olan iki insanın hikayesini anlatmayı vaad ediyor. En azından uyarlandığı filmde bu böyleydi. Bu nedenle ben de tercihimi, filmde olduğu gibi Nazım ve Nehir'den yana kullanıyorum.
 
Tabi, Nazım utandığı kendi resmi yerine Tarık'ın resmini gönderdiği için herşeyin başlamasına neden olan karakter olarak biraz suçlu ama Tarık'ın şımarıklığı ve Nehir'in dolandırıcılığının yanında yine en masum olan karakter oluyor herhalde. Hem zaten, hikayenin çıkış noktası olduğu için de, o fotoğrafın bu şekilde gönderilmesi gerekiyordu.
Bununla birlikte, Nehir'in hiç görmediği birisine bu kadar çabuk bağlanıp onu görmek için şehir değiştirmesini, tanışmak için çok hevesli görünmesini ve gördüğünde sanki senelerdir tanıyormuş gibi çabucak yakın davranmasını biraz anlamsız buldum. Gerçi, bu filmde de böyleydi. Hatta, orada Aysel direk çeyizi ile filan geliyordu ama onu filmin çekildiği dönemin yetersiz koşullarına bağlamış ve birçok Yeşilçam filminde olan bu hataları görmezden gelmiştim. Ancak, günümüz teknolojisinde çekilen bir dizide, hiç görmeden birisine bu kadar bağlanmak hikayede biraz boş durmuş. Yine de, filmle paralel olması gerektiği için bunu da görmezden gelelim diyorum.  Zaten, ilerleyen bölümlerde Nehir içinde bulunduğu ruhsal durumu ve Nazım'a bu nedenle bu kadar bağlandığını anlattıkça bu durum da iyi-kötü bir yere bağlanacaktır.
Koronavirüs salgını nedeniyle ara vermesi beklenen dizi ekrana ne zaman döner ve gelecek günler bize bu konuda neler gösterir bilmiyoruz ama bu salgının yayılmasının bir an önce kontrol altına alındığı sağlıklı günlerde dizi hakkında başka yazılarda görüşmek üzere diyelim şimdilik.