Sibel Doğu

Bu ilişki Cem Yılmaz ve Serenay Sarıkaya'nın kariyerlerini nasıl etkileyecek? Yoksa, çöküş dönemi mi başladı?

Son iki haftadır magazin gündeminin konusu malumunuz olduğu üzere Cem Yılmaz ve Serenay Sarıkaya ilişkisi ile çalkalanıyor. Aylardır konuşulan dedikoduların ardından Atina'da görüntülenmeleri sonrasında Serenay Sarıkaya'nın ilişkilerini onaylayan sözleri derken Cem Yılmaz'ın eski sevgilisi Defne Samyeli'nin de açıklamaları eklenince son zamanlarda güne bu üçlünün haberleri ile başlayıp bitirir olduk. Genellikle dizi ve televizyon yorumları üzerine yazdığım için Defne Samyeli'nin aldatıldığını ima eden açıklamaları ya da Serenay Sarıkaya ile Cem Yılmaz'ın nasıl bir çift olarak görüldüğüne dair fazla yorum yapmak istemiyorum. Orası atık herkesin özel hayatı ile ilgili detaylar ve daha çok magazin basının üzerine konuşacağı konular. Halk da, bu konular üzerine yeterince fikir beyan ederek olayla meşgul oluyor ve didikliyor zaten. Ama benim esas merak ettiğim nokta, bu kadar magazin figürü haline gelen bu üç ismin bundan sonra kariyerlerine nasıl devam edeceği... Her biri halkın gözündeki saygınlığını ve sevgisini kaybeden bu üçlü her gün özel hayatlarıyla gündeme gelerek insanları kendilerinden bıktırdılar artık. Cem Yılmaz, zaten özellikle son bir yıldır siyasi fikirleri ve politik duruşuyla iktidar yanlısı vatandaşlar ve medyanın tepkisini çeken bir isimdi. Karşıt görüşteki kişileri neredeyse çarmıha gerilecek kadar kutuplaşan ülkemizde, bu öfkenin en çok olan kurbanı isimlerden birisiydi Cem Yılmaz. Hatta; filmlerini bile boykot ediyordu bu tayfa. Ünlü komedyene görüşlerinden dolayı uygulanan bu sosyal medya lincine ben de sinirleniyor ve yapılan haksızlığa karşı çıkan yorumlarda bulunuyordum. Sonuçta, bu ülkede yaşayan herkesin iktidarı da muhalefeti de sevmeye hakkı vardır. Ancak, özel hayatıyla zaten çok fazla gündemde olan Cem Yılmaz'ın hovardalık haberleri artık bu kadar abartılı bir şekilde gözümüze sokulunca ve Cem Yılmaz bir ilişkisi bitmeden başka bir ilişkiye başladığı söylentileriyle gündeme gelince, bu kişide aralarında az daha yaş farkı olsa kızı olabilecek yaşta birisi olunca Cem Yılmaz bence artık tüm kredisini tüketti. O Türkiye'nin en komik, en çok gülünen adamı pozisyonundan ülkenin en çapkın, çapsız, kadın düşkünü adamı durumuna düşerek bir anda ülkenin en antipati beslenen kişisine dönüşüverdi. O kadar ki; Cem Yılmaz politik görüşü nedeniyle uğradığı haksız yorumlara karşı kendisini savunan kişilerin bile tepkisini çekmiş olabilir artık. Bu son olaydan sonra, artık bu durumu biraz da kendisi yarattığı için bundan sonra kariyeri daha da düşüşe geçer ve filmleri son iki filmi gibi ilgi çekmezse kendisi için ancak "Kendi düşen ağlamaz" denebilir herhalde. Cem Yılmaz bilindiği gibi zaten senelerdir özel hayatıyla hep gündemde oldu, medyanın hep didik yazdığı ilişkiler yaşadı. Hepsi kendisini ilgilendiren olaylar tabi ki ama kendisini böyle bir duruma düşürerek yaptığı hata belki de kariyerinin yavaş yavaş çöküşünü hazırlayacak. Ne de olsa; medya ve magazin camiasında ne kadar güçlü bir geçmişin olursa olsun ve eski projelerinin sağlamlığı tartışılmaz olsa da bir anda zirveye veda edebilir, eskisi kadar tutulmayabilirsin. Adının markalaşmış olması bunu yaşamayacağın anlamına gelmiyor. Cem Yılmaz, belki Serenay Sarıkaya ilişkisi ile birlikte biraz da hakkında oluşan tepkileri unutturmak, ilgi çekmeyen filmlerinin reklamını yapmak için bir magazin bombası ile gündeme gelmek istedi ama planları umduğu gibi gitmeyerek daha da tepki beslenen bir adam oldu. Kariyerinin bundan sonrasını da riske attı. Türk halkı skandal sevse de, son yıllarda bu reklam, pr oyunlarıyla gündemde olan kişi ve projelerin halkın ilgisini çekmek yerine anipatisini kazandığını Can Yaman örneğinde de gördük galiba. Cem Yılmaz da, burada kariyerini ve mesleki çalışmalarını yanlış yönlendirdi diyebiliriz. Özel hayatını o kadar göz önünde yaşadı ki, son iki senede 25 yıllık kariyerinde yer aldığından daha çok yer aldı medyada. Hem de sadece yaşadığı ilişkilerle. Bu ilişkiler hakkında çok yorum yapmak istemesem de; eğer bu ilişkiler reklam değil gerçekse; Cem Yılmaz kendisini hovarda, daldan dala konan bir adam konumuna düşürmüş oldu. Ama eğer kaybettiği itibarını geri kazanmak için kurgulanan bir balon ise de; bu oyun için yanlış kişi seçmiş demektir Cem Yılmaz. Çünkü; Defne Samyeli ile aralarında en azından bir uyum vardı, birbirlerine denk görünüyorlardı ama neredeyse kızı yaşında duran Serenay Sarıkaya ile hiç de tatlı bir çift portresi çizmiyorlar. Üstelik, bir ilişki bitmeden başlayan bir başka birliktelik olarak da, balık baştan kokar misali puan kaybediyorlar. Gerçi; Cem Yılmaz gibi zeki bir adamın böyle bir kurgunun ona kaybettiği itibarını kazandırmayacağını tahmin edeceğini ve meselenin daha çok Yılmaz'ın çapkınlığından ibaret olduğunu düşünüyorum ama belli de olmaz. Ünlü isimler için bazen her türlü skandal işe yarayabiliyor da.. İşin Serenay Sarıkaya boyutuna gelirsek... Kariyer anlamında; bence Serenay Sarıkaya bu işten daha çok etkilenir. Cem Yılmaz, zaten senelerdir hem kendisine bir yer edindi hem de maddi anlamda belli bir kazanç elde etti. Yer aldığı dizi, film ve reklam kampanyalarıyla son senelerin en gözde ve star ismi olan Serenay Sarıkaya da kendisine sağlam bir kitle ve yer edinmedi değil ama Cem Yılmaz ile kıyaslarsak daha yolun başında bile sayılabilir. Bundan sonraki projeleri olur da tutmazsa eğer, onun kaybedeceği daha çok şey var bence. Serenay Sarıkaya da, aslında Cem Yılmaz gibi özel hayatıyla hep gündemde oldu. Onun da tüm ilişkileri medyada yer aldı ama kariyerine de sağlam adımlarda devam ediyordu. Fi dizisi onunla ilgili olmayan nedenlerden dolayı erken bitti ama dizi istediği başarıyı yakalamıştı. Cem Yılmaz gibi kariyerinde bir düşüş yaşamıyordu. Yani onun bir pr ya da reklama ihtiyacı yoktu. Zaten; hakkında olumsuz haberler çıksa da Serenay Sarıkaya bugüne kadar kariyerini çok iyi yöneterek, şöhreti çok iyi idare etti ve zirveye adım adım yürüdü. Özel hayatıyla gündeme gelse de, daha çok işinden ve projelerinden söz ettirmeyi bildi. Şu sıralarda da; son birkaç oyunu oynanacak olan bir müzikalde oynayarak kariyerine yine emin adımlarla devam ediyor. Dediğim gibi; onun bir magazin bombasına ya da reklama ihtiyacı yoktu. Büyük ihtimalle, iddialı dizi projeleri de geliyordur teklif olarak ama bu son olaylar ile o da kamuoyundaki değerini kaybetti bir miktar. Bu ilişki reklamsa; Serenay için de yanlış bir çalışma oldu. Hadi olmadığını kabul edersek de, Serenay aşkı için kariyerini riske atmış oldu. Kararının detayları onu ilgilendirir ancak, uzun süreli olmayacağı çok belli bir ilişki için kariyerini tehlikeye sokmak aslında Cem Yılmaz gibi Serenay Sarıkaya gibi akıllı bir insanın da yapacağı hamle değildi. Artık, bu ilişki onlara ne getirecek, ne götürecek zamanla göreceğiz. Ama, şu an görünen o ki, ikisine de etkileri biraz olumsuz olacak gibi görünüyor. Hatta; Serenay'ın birkaç senedir gündemde olan ve kadına şiddetin en ağırlarını yaşayıp genç yaşta öldürülen arabesk müziğin güçlü seslerinden Bergen'in hayat hikayesini anlatacak filmde başrol oynayacağı haberleri bile artık seyirciyi heyecanlandırmıyor. Son haftalarda sadece bir magazin figürü olarak karşımıza çıkan Serenay Sarıkaya'nın özel hayatının bu filmin önüne geçeceği düşünceleri, filmin çekim aşamasında gerçekleşen set ziyaretlerinden ya da galasında iki ismin birlikte vereceği bir görüntünün filmden daha çok konuşulacağı ihtimali ile seyirciler Sarıkaya'nın bu rolün altından kalkamayacağını düşünüyor. Oyunculuk yeteneği başarılı olsa da, Medcezir'deki Mira ya da Fi'deki Duru'dan ötesini oynayabileceğine pek inanmadığım Serenay Sarıkaya'ya Bergen rolünün ben de ağır geleceğini düşünüyorum açıkçası. Bu filmde sadece sesinin güzel olmasının avantajını kullanabilir. Bununla birlikte; filmin çekim ve vizyon aşamasında da, Cem Yılmaz ile olan ilişkisiyle gündeme gelirse film gerçekten beklenen etkiyi yaratmayabilir. Zaten, genelde medyada bu kadar konuşulan projeler daha ortaya çıkmadan bir dolu haberle seyirciyi bıktırdığı için istenilen kadar patlamıyor. Bergen projesi de böyle olursa eğer, bu verilen emeklere yazık olmaktan önce rahmetli sanatçının anısına saygısızlık olur. O nedenle; umarım en azından film sürecinde Serenay Sarıkaya ve Cem Yılmaz ilişkilerini olabildiğince gözlerden uzak yaşarlar. Gerçi, gazetecilerden kaçma çabaları ve Cem Yılmaz'ın "Ben 50 yaşına geldim. Bıktım artık" tarzı açıklamaları da hiç samimi durmuyor. Magazine konuşulacak malzemeleri de kendileri veriyor sonuçta. Tüm bu karmaşa içinde aldatılan kadın olarak görülen Defne Samyeli'ye üzülenler olduğu kadar onun da evliliğinde yaşadıklarını tekrar hatırlatanlar ve 'eşine yaşattığını yaşıyor' diyenler de oldu. Belki bu durum onun için de ilahi adalet gibi bir şey olmuştur ya da kalbi ne kadar kırılmıştır bilinmez ama devam eden sahne performansları ve magazinde her gün bu üçlü içinde en haklı olarak görülerek yer almasıyla yaşananların tek kazananı oldu diyebiliriz sanırım. Ama yine de; 90'lı yıllarda haber spikerliği yaparken edindiği asil ve saygın duruşu kaybedip magazin figürü olduğu da bir gerçek.