Yiğit Güralp
Yaratıcı Yapımcı, Yazar

Hayatta Yola Kiminle Çıktığın Önemlidir

Sinemada anlattığı hikayelerle tanıdığımız Yiğit Güralp, Uşak’ın tek kadın Taksi Şoförü Sultan Özdemir ile sizler için bolca gülümseten bir Pazar sohbeti gerçekleştirdi. İşte Sultan’ın hikayesi: Sultan Özdemir’le geçtiğimiz ay “Uluslararası Kanatlı Deniz Atı Kısa Film Festivali” dönüşü Uşak’ta karşılaştık. Bir cumartesi sabahı terminale yetişmek için elimde kocaman valizimle gittiğim durakta kendisi tek şofördü. Yolda sohbet ettik, bir iki hatıra fotoğraf çekildik. O gün sosyal medyada kendisinden bahsettiğim paylaşım büyük bir ilgi gördü. İstemiştim ki; trafik kazalarını erkekler yapınca cinsiyet belirtmeyip, kadınlar yapınca “kadın şoför kaza yaptı” diye vermeyi tercih eden medyamız, Uşak’ta değerli kardeşim Sultan’ı da bulsun, hem haber yapsın, hem tertemiz aracına binip insanca bir nefes alsın. İstanbul ve diğer tüm kentler de ilham ve örnek alsın. Fakat geçen zaman diliminde güzide medyamızda Sultan’a ulaşan olmamış. Ben de “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde vitrin süsü bir haber olsun” hesabı yapmadım, “gün bugündür, kimse yapmazsa biz yaparız” dedim ve Kadın Taksi Şoförümüz Sultan’la hoş bir pazar sohbeti gerçekleştirdik efendim. Daha önce ne iş yapıyordun, kısaca okul ve aile hayatından söz ederek başlayalım dilersen. Ortaokuldan sonra 70 kişilik bir fabrikada işe başladım. Bir süre sonra kızımın babasıyla tanışıp evlendim. Evliliğimiz 10 yıl sürdü, anlaşamadığımız için ayrıldık. Önce küçük bir okul ve iş üniforması atölyesinde dikiş dikiyordum. Aynı zamanda iş çıkışları bir yemek firmasında şoförlük yapıyordum. Kızım 8 yaşında ve iki iş birden ağır geldi. Kızıma da kendime de vakit ayıramamaya başladım. Araba kullanmayı çok sevdiğim için baba tarafından bir akrabamıza konu açtım. Taksi işine girmeme o yardımcı oldu. 1 yıla yakın zamandır taksicilik yapıyorum. Hayatım bir düzene kavuştu. Benim sosyal medya paylaşımımdan sonra sana ulaşan ya da mesaj gönderen insanlar oldu mu? Evet, birkaç kadın tebrik etmek için ulaştı instagram hesabımdan. Ben o paylaşımı haber ajansları seni bulup mikrofon uzatsınlar, seni pozitif bir örnek olarak gösterip haber hazırlasınlar diye yapmıştım. Ama “kadın şoför kaza yaptı” haberlerinden buna pek zaman bulamadılar sanıyorum:) Dediğiniz gibi, kadınları küçümsemekten fırsat bulamadılar herhalde. Ne hissediyorsun kadının araç sürüşünde yeteneksizliğine vurgu yapan böyle haberlere rastladığında? Neden böyle bir dil kullanmakta, sürekli buna vurgu yapmakta ısrar ediyorlar sence? Erkeklerde bu bir kompleks mi? Kadınları bu şekilde ince nüanslarla küçümsemeleri, önyargılı olmaları, sürekli “hata kadındadır” düşüncesi içinde olmaları kendine öz güveni eksik insanlarda var. Benim düşüncem bu yönde. BU DURAKTA BİR KADIN ÇALIŞIYORSA DİĞER ARAÇLARA DA GÜVENEBİLİRİZ Seninle bu söyleşiyi yapmadan önce biraz araştırma yaptım. Basında bu konuda güzel örnekler olduğunu da gördüm. Örneğin 2013’de yapılan bir haberde, Eskişehir Odunpazarı’nda taksicilik yapan, evli, 2 çocuk sahibi Ayşen Şentürk ile ilgili bir haber var. O da “durağa telefon eden yolcuların özellikle kendini rica ettiklerini” söylüyor. İşin içine kadın girince bir güven hissi de oluştuğu görülüyor. Özellikle seni tercih eden bir müşteri profilin var mı? Ayşen Hanımın da dediği gibi beni de tercih eden sürekli müşterilerim var. Erkekler eşleri ve çocukları için, kadınlar da yine çocukları için güvenli buluyorlar. Hatta durakta 10 araç var, benim olmadığım zamanlar için “bu durakta bir kadın şoför olduğuna göre burası genel anlamda iyi, düzgün insanlardan oluşuyordur, diğer şoförlere de güvenebiliriz, bu durağa güvenebiliriz, sen olmasan da onların araçlarını gönül rahatlığıyla kullanabiliriz” gibi sözler de iletiyorlar. Böyle toplam bir düşünce de oluşmuş. Bunu çok kez duyduk. Şoföre olan güvenden söz ettik ama tabi bir de tam tersi var. Özellikle gece vardiyalarında tedirgin edici bir yolcu profiline denk gelme olasılığı yükseliyor. Sen bu yüzden mi gündüz vardiyasını tercih ediyorsun? Hem evdeki düzenimden hem de dediğiniz gibi güvenlik açısından gece çalışmıyorum. Gece de çalışmamı isteyen kadın müşterilerim var ama günümüz şartlarında halen daha bazı konuları aşamadık. O yüzden, yani çoğunlukla güvenlik açısından da kendimi riske atmayı akıllıca bulmuyorum. Böylece daha uzun ve sağlıklı bir süre insanlara güvenle hizmet verebilirim. Gece arabayı kim devralıyor? Kırklı yaşlarda bir abimiz var, geceleri o çalışıyor. Arabayı verdiğin gibi temiz devralabiliyor musun? Bu konuda nasıl anlaşıyorsunuz? Aracı verdiğim gibi temiz alabiliyorum, dikkatli ve titiz birisi o da, bu yüzden anlaşabiliyoruz. Konu temizlikten açılmışken arada birkaç neşeli soru da sormak istiyorum izin verirsen. Bazı erkekler arabaları temiz ve güzel koksun diye tuhaf kokular asıp kullanıyorlar. İyi niyetle asılsa da bunlar her zaman iç açan kokular olmayabiliyor:) Kadınlar kozmetik konusunda elbette daha iyi. Senin arabanda kullandığın bir oto parfümü var mı, nasıl kokuları tercih ediyorsun? Aracımızda oto parfümü var. Deniz esintili kokuları seviyor müşteri. Ben de seviyorum. Ama dediğiniz gibi kadınların vaz geçilmezi olan parfümler de var araçta, oto kokusu dışında üç dört çeşit parfüm de bulunduruyorum torpido gözünde. Bir dönem dikiz aynasından sallanan CDler vardı. Şimdi daha neşeli aksesuarlar var. Arabanda böyle aksesuarlar kullanmayı seviyor musun? Arabada aksesuarı seviyorum. Yeni aldığım gövdesini ve başını sallayan sarı bir civcivim var. Nazara inanıyor musun, arabanda nazar boncuğu, maşallah ya da uğuruna, duasına inandığın bir şey var mı? Nazara inanıyorum. Binerken “Ayetel Kürsi” okurum, yazılı olarak da araçta uygun bir yerde taşıyorum. “SEN MAKYAJ MI YAPIYORSUN DA GÜNEŞ SİPERLİĞİNDE AYNA VAR?” Aracın arkasına yazılar yazmak da modaydı? “Nazar etme n’olur, çalış senin de olur” gibi. Ya da sevdiği insana dair aşkını ifade eden bir takım güçlü sözler. Böyle şeyler denetime tabi mi? Ticari bir takside isteyen istediğini yazdırabiliyor mu? Senin var mı arabanda böyle yazılar? Araca yazılan yazılar denetime tabi değil. Herkes istediğini yazabiliyor. Levye, tornavida, kızılcık sopası? Aracımızda şiddete davetiye çıkaran levye, tornavida vesaire yok:) Uşak’ta akşam saatleri merkez hariç trafik İstanbul kadar yoğun değildi gördüğüm kadarıyla. Bizim oralarda trafiğe çıktın mı kesin ağzın bozuluyor, ne pamuk gibi insanların direksiyona geçince içinden başka bir mahlukat çıktığını çok gördüm, senin de ağzın bozuk mudur? Söver misin sinirlenince? Yoksa sakin misin? Sakinim. Genelde de gördünüz, sakin biriyim zaten. Siz nasıl kullanırsınız? Ben otomobil kullanmam. Böyle bir yeteneğim olduğuna inanmıyorum ve diğer sürücülere karşı sorumluluk duyduğum için trafiğe de çıkmıyorum. Ne kadar mertçe düşünmüşsünüz. Açık sözle de ifade ediyorsunuz, ne güzel. Ama bak ne anlatacağım, çok eğlenceli bir olay geldi başıma. Bir gün bir taksi yolculuğumda bir kavga oldu. Uzadı, arabalardan inildi. Ben de indim arabadan. Ayırıp konuyu kapatmaya çalışılırken olay “sen arabana bin” şeklinde bana yöneldi. İterek, “seni şöyle yaparım böyle yaparım” denmeye başlandı. Ben de adama “ben kavgadan anlamam, muhtemelen de beni döversin dayak yerim yani anlamam çünkü bu işlerden, ama kaçacak da değilim, yalnız bu horozlanma kısmı çok uzuyor, döveceksen ne yapacaksan bir an önce yap, acelemiz var, işimize gücümüze bakalım” demiştim. Birdenbire gülüp “deli misin hasta mısın nesin” deyip arabasına binmişti. Ben insanları böyle dövüyorum anlayacağın. Sakin olsan da sen hiç böyle bir olaya karıştın mı? Nasıl yaklaşıyorsun böyle durumlara? Bazı dengesiz araç kullananlara karşı ben de şoktayım ama ne sinirleniyorum ne de ağzım bozuluyor. Gayet sakin bir şekilde yoluma devam ediyorum. Uymamak lazım. Keşke siz de inip başka bir taksiye binseydiniz. Çünkü taksici arkadaşın haklı da olsa sizi böyle bir pozisyonda bırakmaması gerekirdi. Mesela özellikle eski otomobillerin güneş siperinde şoför bölümünde ayna yoktur ama şoförün yanındaki koltuğun güneş siperliği açıldığında ayna olurdu. Orası kadınlara ayrılmış, kadınlar hiç otomobil kullanmayacakmış hep yanda oturup, saçını düzeltip, makyajını tazeleyecekmiş gibi bir durum vardı. Dünya değişiyor. Bu artık yeni otomobillerde değişiyor sanırım. Senin şoför bölümündeki güneş siperliğinde ayna var mı? Siperlikte aynam var. Artık eski düşünceleri terk etti sanırım araba üreticileri, tasarımcıları. Bir dönem tam da bu konuda eski eşimle aramızda ilginç bir atışma geçmişti. Onu hatırlattı bu bana. O arabayı kullanıyordu, ben de yan koltuktaydım. Karşıdan güneş geldi. Ben güneşliğimi indirince, o da “sen araç mı kullanıyorsun da güneşliğini indiriyorsun?” demişti. Aslında orada şakayla karışık psikolojik bir baskıydı yaptığı, erkek olarak üstünlüğünü göstermek istedi. Ben de ona “e senin güneşliğinde de ayna var, sen makyaj mı yapıyorsun da ayna var?” demiştim. Cevap verememişti. “O aynayı senin tarafına da yaptıklarına göre bu güneşliği de benim tarafıma da yapmışlar, senin makyaj yapmaya ihtiyacın olmayabilir ama demek ki benim de güneşten korunmaya ihtiyacım var” demiştim. Gülüşmüştük. HAYATTA YOLA KİMİNLE ÇIKTIĞIN ÖNEMLİDİR Yine 2018’de yapılan bir haberde İzmir Bergama’da iki engelli çocuğunu hayata adapte ettikten sonra kendini boşlukta hissederek bu işe başlayan bir başka taksici Arife Durmaz’a rastlıyoruz. Arife Hanım uzun bir rota alarak havaalanı yolcusu aldığı günün gecesinde yatağa girerken kendini “büyük bir görevi yerine getirme huzuru içinde hissettiğini” söylüyor. Senin en uzun yolculuğun hangisi olmuştu? Benim en uzun yolculuğum Uşak - İzmir olmuştu. Bir kadın ve çocuğunu götürmüştüm İzmir Adnan Menderes Havaalanına. Arife Hanımı anlıyorum. Çünkü yolcunun sana güvenip uzun yola çıkması seni de iyi hissettiriyor. Uzun yolun bambaşka bir algısı var. İnsanların kendilerini şehir içi yolculuktan, kısa mesafelerden daha fazla güvende hissetmek istedikleri bir yolculuk türü. Yol filmi gibi desene “İnsanlar birbirini yolda tanır” derler. Yola kiminle çıktığın hele uzun bir yola kiminle çıktığın yalnızca taksicilikte değil, hayatın içinde de çok önemlidir. Seni tavsiye mi etmişler o yolculuk için? Durağımızın internette numarası var. Durağı aradığında telefonu ben açmıştım ama ilk önce beni sekreter zannetmiş. Sıra bende değildi ama benim sekreter değil şoför olduğumu duyunca benimle gitmek istediğini söylemişti. Hiç yolda kalan bir araca yardım ettiğin bir olayla karşılaştın mı? Evet, tesadüfen karşılaştım, bana el sallandı. Önce araçtaki biri için taksi çeviriyorlar zannettim. Durdum. Yalnız bir kadındı. Benzini bitmiş. Taksiyle benzin alıp dönmek istedi. “Siz arabanızı yalnız bırakmayın ben size alıp geleyim” dedim. Ona yakıt alıp dönmüştüm. Kadınları mıknatıs gibi çekiyorsun anladığım kadarıyla Sizin de dediğiniz gibi genel bir güven var. Müşterilerimden bazıları sanayide hangi tamirciyi önerirsin diye bile soruyorlar. Bu kadın da oluyor, erkek de oluyor. TAKSİYİ APARTMAN KATINA ÇIKARTAMIYORUZ Sana başıma gelen bir iş anlatayım. Sanırım 20 yaşlarındaydım. Kız arkadaşım sürüyor, Bakırköy girişine çok yakın, benzin bitti ve orta şeritte kaldık. Biraz geride Merter’de bir benzinlik var. Gidip benzin alıp geleyim dedim. Gittim, bidonla aldım, geldim. Arabaya koyduk. Çalıştı. Biraz gitti ve İncirli köprünün tam üstünde yine stop etti. Çünkü benzinler çeşit çeşitmiş. Dizel arabaya ben normal benzin almışım. O kadar anlamam yani bu işten. Bu işler kadın erkek diye ayrılıyorsa al sana erkek aklı:) :)Ben istedikleri bir marka olup olmadığını bile sorup detaylandırıyorum. Detaylar bizde çok önemli. Adres konusunda mesela. Evet konum atma işi hayatı kolaylaştırıyor ama konum her zaman işe yaramıyor. Açık adresi tam almamız önemli. Açık adresin yanında sokakta belirgin bir mağaza, kurum varsa tarif açısından bunları da sorarım hep, böylece adresi arayarak müşterime zaman kaybettirmem. Ben bizim duraktan taksi çağırıp onlara adresi bloğu söylerken, otomatik olarak kat 5 falan derken daire kapı numaramı söylerken buluyorum kendimi, sana da söylüyorlar mı? :)) Sormayın o çok oluyor. Kata kadar çıkaramıyoruz taksiyi tabi:)) 2017’de yapılan bir haberde Çorum’da kanserle mücadele eden iki çocuk annesi Gül Özbek ile karşılaşıyoruz. Eşi tedavi masrafları için başka bir işte çalışıyor, adam tatil günleri ve geceleri taksiye çıkıyor. Gül Hanım da eşinin yükünün çok olduğunu görüp üzülüyor, bir gün cuma namazı saatinde eşinin taksi durağına gidiyor. Diğer şoförlerin yokluğunda durağa gelen telefonları yanıtsız bırakmamak için şansını deniyor ve sonra sürekli olarak bu işi yapmaya başlıyor. Senin de cuma namazı saatlerinde ekstra bir yoğunluğun oluyor mu? Olmuyor çünkü cuma namazı saatinde zaten taksi yoktur düşüncesi var. İnsanlar işlerini buna göre ayarlıyorlar. Ama kadın şoförlerin çalıştığı bilinip, kadın şoförler de artıp, bu bilgiler yaygınlaşırsa, mesela bu söyleşiyi insanlar okuduklarında bu zamanla değişecektir. O saatte biz kadınların çalıştığı bilgisi insanların o saatte bir işi olduğunda durakları aramasını sağlayacaktır. HER ZAMAN KADIN OLDUĞUM VURGUSUYLA DA YAŞAMIYORUM 2018 yılındaki bir haberde Sevim Çevrik Kaykaç’ın taksiciliğe başlama hikayesine rastlıyoruz. O da köyde traktör kullanarak başlamış sürücülüğe. Araba kullanmayı çok sevdiğini söylüyor. “Traktörden sonra taksi çocuk oyuncağı gibi geldi, zaten araba kullanmayı seviyordum şimdi bir de üzerine para veriyorlar” diyor. İşini zevkle, severek yapıyor yani. Oysa öte yandan taksi şoförlüğünün sadece toplumda değil taksi şoförleri arasında da sevimsiz bir algısı var. “İhtiyaç olmasa yapılacak iş mi be abi” diyen binlerce taksi şoförü duydum. Kadınlar her işe biraz daha sevgiyle mi yaklaşıyorlar? Kadınların farkı dediğiniz gibi araç kullanmayı sevdikleri için de bu işi yapmaları sanıyorum. Ben seviyorum mesela. Bizim ailemizde de uzun yol şoförlüğü, tır şoförlüğü, şehir içi ya da şehirler arası otobüs şoförlüğü yapan büyüklerimiz var. Beni uyardılar. “Kızım şoförlük çok berbat bir meslektir, yapılmaz bu deli misin, biz mecburiyetten yapıyoruz” dediler. Ama aldırmadım. Çünkü seviyorum. Bir işi severek yaptığında bu işin hangi iş olduğunun bir önemi yok bence. Hiç büyük araç kullandın mı? Eski eşim çiftçi olduğu için benim de bahsettiğiniz Sevim Hanım gibi ilk tecrübem traktörle oldu. Denizli Çivril arazileriyle, tarımı, çiftçiliğiyle bilinir. Ve o büyük arazilerde tek başına her şeye yetişmek zordur. Biz tüm aile birlikte çalışırız. Üç traktör vardı. Birisini bir işçi kullanıyordu. Birini eşim kullanıyordu, birini de ben kullanıyordum. Ben işçileri alıp getiriyordum, servis yapıyordum, eşim akşam götürüyordu. Aramızda böyle bir iş bölümü yapıyorduk. Sürücülüğümü en çok geliştiren dönem o dönem oldu. Bunun dışında söz ettiğim yemek şirketinde çalışırken de kamyonet tipi, transit tipi araçlar kullandım. “Şoförüz dediler, kız vermediler” lafı meşhurdur mesela. Dış dünyada seni erkek egemen bir dünyada çalıştığın için, kadın zarafetinden uzak, hoyrat, kaba saba bir insan zannetme, böyle yaftalayıp ön yargıyla yaklaşan insanlar oluyor mu? Özellikle kadınlar arasında. Hayır, aksine tebrik ediyorlar. Kadın her meslek dalında olmalı diyorlar. Bir de ben konuşmam ve giyim tarzımla sürekli erkeksi tavırlar içinde olan biri de değilim. Bu iş erkeklerle özdeşleştiği için, şoförlük yapan bir kadın da bu kalıba göre şeklini alacak gibi bir duygu var. Ben mesleğin genel kurallarına uysam ve bu anlamda kendim gibi olsam yeterli diye düşünüyorum. Her zaman kadın olduğum vurgusuyla da yaşamıyorum. Bu nokta çok önemli. Bu söyleşide sorduğum sorular cinsiyetçi bulunmasın diye özen göstermeye çalışıyorum ama politik doğruculuk çağında yaşıyoruz, ilginç sorular sormaya çalışırken bazen kadın ve erkek meselesindeki ayrımı fazlaca vurgulamış olabilirim. Böyle bir durum varsa senden de okuyuculardan da peşinen özür dilemek isterim. Estağfurullah. Ben böyle bir şey hissetmedim. Okuyucu da hissetmemeli bence. Müşterilerime karşı da dediğim gibi hepsiyle ayrı ayrı iletişim kurmaya özen gösteriyorum. Esnaflık da böyle bir şey zaten. Çocukla çocuk olabilmelisin. Gençle genç, yaşlıyla daha hatırşinas, saygılı olabilmelisin. Böylece bir ön yargı varsa da kırılıyor. Bize de araba kullanmayı öğret” diyenler oluyor mu? Oluyor. “Ücretini ödeyelim bize ders ver” diyenler oldu. Mesela kimi kafelerde okul buluşmaları, çay partileri oluyor. Veliler aralarında birleşip taksi tutuyor. Onlar beni gördüklerinde hoşlarına gidiyor. “Bize de öğretir misin?” diyorlar. Durakta bazı abilerimiz eşlerine yardımcı olmamı istiyor. “Benim hanımın ehliyeti var ama sürüş deneyimini geliştirsin seninle birlikte” diyorlar. Taksiciliğe başlamaya karar verdiğinde nasıl bir prosedür uygulanıyor? Bu işe başlamak isteyen kadınlar için rehber olabilir söyleyeceklerin. Eğer hat ve araç alıp ya da kiralayıp yapmayacaklarsa duraklarla görüşmeleri gerekiyor. Hat ve araç alırlarsa bu işletmeciliğe giriyor. O zaman bunun bir vergi prosedürü var. Ama eğer bir durakta, bir araçta sigortalı işçi olarak çalışacaklarsa SRC 2 belgesi, psikoteknik raporu, sağlık raporu, ehliyet, ehliyetin GBT’si, sosyal güvenlik evrakların gibi belgeleri hazır etmen gerek. Hat deyince okuyucu cep telefonu hattı gibi de anlayabilir, hat almak, hat kiralamak sizin camiada ne anlamda kullanılıyor. Plaka anlamında. Şehir içi otobüsçüler, minibüsçüler, taksiciler kendi aralarında buna hat diyorlar. Plaka fiyatları bazen çok konuşuluyor nedir bir plakanın fiyatı? Fiyatlar değişken. Kendi özel aracınızı satarken nasıl arabanın modeline, sizin acil ihtiyaç durumunuza göre değişiyor, plaka da öyle. Talep çok olursa fiyatı yükseltir. Şehirden şehire, aynı şehirde duraktan durağa bile değişebiliyor. VALLAHİ “AYLA” FİLMİNİZİ İZLEMEDİM Son olarak hobilerinden söz edelim. Neler yaparsın arta kalan zamanlarında? Kalan zamanın çoğunu kızımla geçiriyoruz. Ödevlerini yapıyoruz. Oyun oynarız. Yazın tabiatın, köy yaşamının içine de gidiyoruz, kışın alışveriş merkezlerindeki oyun alanlarına gidiyoruz. Hiçbir yere gidemezsek de evde, ev içinde oynanan oyunları oynarız. TV’den, tabletten biraz uzak durmasını sağlamaya çalışıyorum. Bizim kuşağın çocukluğumuzda oynadığımız oyunlarını öğretmeye çalışıyorum. Kibrit kutusu atınca, dik gelince muhtar, yan gelince aza oyunu gibi, yüzük saklama gibi oyunlar oynuyoruz birlikte. Kızın otomobil kullanmaya ilgi duyuyor mu? Ne diyor seni şoför koltuğunda görünce? Anne sen ne güzel araba kullanıyorsun diyor. Hoşuna gidiyor. Bazen hızlı kullanırsam da ama “anne sen hiç güzel araba kullanamıyorsun çok hızlı kullanıyorsun” diyor. A canım benim. Ne güzel, her şeyin bilincinde. Senin için endişeleniyor. İşe giderken bazen benimle gelmek istiyor. Anne seninle vakit geçirmeyi arabada olmayı seviyorum diyor. Ama hem müşteriler için hem çocuk için uygun olmayabilir düşüncesiyle çok mecbur kalmadıkça götürmüyorum yanımda. Nadiren götürdüğümde de arkada oturuyor. Sinemayı sever misin? Evet kızımla ayda 3 defa gideriz. Bazen çok sevdiğimiz bir çizgi filme vizyondan kalkana kadar birden çok gittiğimiz bile olabiliyor. Yeşilçam’da 50-60 yıl önce “Şoför Nebahat” tiplemesi vardı mesela. İzledin mi hiç o filmleri? Her meslekten insan, kendi mesleklerine ait filmleri, dizileri eleştiriyor. Bir doktor ya da hastane dizisinde mantık hataları arayıp bulurlar. Bu gözle izliyor musun bu filmleri? Evet Şoför Nebahat filmlerini izledim. Diğer sorunuza gelince yıllardır televizyonla bir ilgim yok. Dizileri bilmiyorum, genelde sinemayı seviyorum, sinemaya gidiyoruz dediğim gibi. Ama hani biraz önce “herkes taksi şoförü olabilir mi?” dediniz ya. Bazı filmlerde geçinmek için arkadaşının taksisini alıp işe çıkıyor mesela adam. Öyle elini kolunu sallayarak taksici olamazsın mesela. Karayolları Kanunu var. Gerekli evrakları hazırlaman, belli testleri geçmen, raporları alman gerek. Bunlar mantık hatası olarak gördüklerim. Ama takılmıyorum. Eksik arayarak film izlenmez bence. Tadını çıkarmak gerek. Ben sinemaya eğlenmek için gidiyorum. Ne tür filmleri seviyorsun? Yerli komedi filmlerini izlemeyi seviyorum en çok. Hayat yeterince zor. Gülmeye ihtiyacımız var. Dram filmlerini sevmiyorum mesela. Benim Ayla’yı izlemedin o zaman? :)) İzlemedim vallahi:) Çevremden çok duydum tabi, “Ayla’da çok ağladık” diye ama dediğim gibi ben tercih etmiyorum. Özellikle “çok ağladık” yorumu duyduğum bir filme, filmi merak etsem bile, mesela Ayla’yı merak ettim, gitmek istedim ama bu ağlama işi bende bir antipati uyandırıyor, gideceğim varsa da gitmiyorum. Bu konuda seni çok iyi anlıyorum. Yapımcılar filmleri mendille pazarlayınca aslında kurnazca bir pazarlama yaptıklarını sanıyorlar ama ıskaladıkları ya da kaybettikleri seyircilerin farkında bile değiller. “Hızlı Ve Öfkeli” serisi çok popüler, onu seviyor musun mesela:) Orada pek çok kadın sürücü var. Onu izlemedim. Şiddet içerikli filmleri izlemek istemiyorum. Bizi olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Trafikte öyle makas atan deli gibi araç kullananlara kızıyoruz, film icabı bile olsa gidip de bu hareketleri bir sinemada görmek istemem acıkası. Çok güzel bir sohbet oldu be Sultan, iyi ki varsın, çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim Yiğit abi. Uşak’a her zaman bekleriz. Seyircilerinizi ve okuyucularınız da bekleriz.

twitter takip