Yiğit Güralp
Yaratıcı Yapımcı, Yazar

İnsan açlıktan mı ölür? Yoksa?

Tarih; 28 Ocak 1987
 
Turgut Özal hükümeti olan ANAP’ın Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral “Radyasyon Tehlikesi yoktur. Hele çayda hiç yoktur” açıklamasını yapıp, basın toplantısında çay içti.
 
Bunu söylediğinde 60 yaşındaydı.  24 yıl daha yaşadı.
 
2011 yılında 84 yaşında hayatını kaybetti.
 
“İyi de arkadaş, adam kanserden mi öldü, amma muhalefetsiniz yeaa huaydeaaaa” diyenleri duyar gibiyim. Haklılar. Cahit Aral içtiği çaydan değil, kalp yetmezliğinden öldü.
 
Kansere değil, artık yaşını başını aldığı için eceline yenik düştü.
 
Ama Çernobil kazası mağdurları kendisi kadar şanslı değillerdi. Çay ekonomisi yerle bir olmasın diye kimileri yevmiyesini, maaşını alırken, çoğu insan yaşını ve başını alamadı.
 
 
Çernobil’in etkileri 1 milyon insanı öldürdü.
 
O yıllarda Rusya ve civarında Çernobil’in yol açtığı ölümler “4 bin insan” olarak açıklandı.
 
Fakat daha sonra 2004’e kadar uzanan ölümlerin 1 milyon kişiye ulaştığı ortaya çıktı. Hayatta kalıp, radyasyonun etkisiyle bedensel farklılıklarla doğan insanlar bu sayıya dahil değil. 
 
Diyelim ki 4 bin olsun. Az mı? Biz bu isimlerin çoğunu bilmiyoruz. Bunların içinden en çok Kazım Koyuncu’yu tanıyoruz.
 
 
Karadeniz’de bu yüzden hayatını kaybeden, hiç tanımadığımız sayısız insan var
 
“Kardeşim, adam panik yok çayı içmeyin demese, binlerce çay üreticisi aile evine ekmek götüremeyecekti haberin var mı?” denildiğini de duyar gibiyim.
 
Görünen o ki burada bir tercih yapılıyor. Çay üretimi ve ticaretinden ekmek yiyen insanlar aç kalmasınlar diye biri çıkıp kahramanlık yapıyor.
 
Yaptığı kendince doğru bir şey… Binlerce aileyi evine ekmek götürememekten kurtarıyor. En büyük desteği de böyle düşünenlerden topluyor ve böyle düşünenlerin sayısı hiç de az değil.
 
Ama açlıktan ölmesinler diye savunulan insanların yeri kanserden ölen insanlarla takas ediliyor.
 
Ve burada bu vicdanı, bu kararı etkileyen tek unsur “ekonomi”, yani “para” ve çok klasik bir deyimle “ekmek parası” oluyor.
 
Dünyada açlıktan ölümler yok mu? O da var maalesef. Farklı istatistikler olsa da en bilinen veriler dünyada her gün 25 bin insanın nitelikli besin kaynaklarına ulaşamadığı için hayatını kaybettiğini doğruluyor. 
 
Fakat bizim “ekmek parası” dediğimiz, “açlık” dediğimiz bundan çok farklı bir şey. 
 
İnsanlar borçtan, hacizden, ödeyememekten ve parasızlıktan; ölümden bile fazla korkuyorlarsa, dünyada önlenmesi gereken en büyük vebanın mevcut ekonomik sistem olduğu ve bu hastalıktan kurtulmanın da önceliklerden biri olduğu tescilleniyor.
 
Korkmayın, yazının devamında, dünyada kimi ülkelerde geç kalınan, bir türlü verilemeyen sokağa çıkma yasağı kararını yukarıda anlattığım olaydaki Çernobil, çay içen bakan ve hayatını kaybedenlerin yerine tek tek yerleştirmeyeceğim. Hepimiz kendi olağanüstü halimizi ilan edebildiğimize göre bu kıyaslama ve yerleştirmeyi tek tek bütün yerlerine sizler yerleştirebilecek iradeye sahipsiniz diye düşünmek istiyorum.
 
"Vallahi beni uğraştırma, orasını bilemem" mi diyorsunuz? O zaman hepimiz susalım ve bir türküye soralım.
 
“Doktorlar da bilmedi ciğerin acısını”
 
Belki o zaman anlayabiliriz bir türkünün anlattıklarını.
 
Hayatını kaybeden tüm insanlara, bugünlerde bizleri yaşatmak için kendi canını ortaya koyan ve hatta kaybeden tüm sağlık çalışanlarına, saygıyla. 
 
 
Yiğit Güralp
 
https://twitter.com/YigitGuralp 
https://instagram.com/yigitguralp