Yiğit Güralp
Yaratıcı Yapımcı, Yazar

'IP Man' doyurucu bir finalle seriye veda etti! 'Next Level' Jumani serisinin en zayıf halkası oldu

Bruce Lee’nin ustası Ip Man’in maceralarına odaklanan serinin son filmi “Ip man 4 Final” ve Dwayne Johnson ve arkadaşlarıyla yeniden hayat bulan Jumanji serisinin son filmi Jumanji Next Level üzerine Yiğit Güralp’den notlar.. SERİYE DOYURUCU BİR VEDA: “IP MAN 4 FİNAL” 2008 yapımı ilk film, dünyayı Bruce Lee’nin ustası Ip Man ile tanıştırdığı gibi, seyirciyi de bu türün efsanelerinden biri olan Donnie Yen ile tanıştırmıştı. “Rocky” serisinin kimi filmlerinden bir kolaj yaparcasına bir öykü tasarlayarak özgünlüğünü yitiren ikinci film büyük bir heyecanla karşılanmıştı ama büyük çoğunluğun en az beğendiği film oldu. Seri üçüncü filmle birlikte hikayenin içine Bruce Lee’yi katarak işleri büyüten bir yön çizdi. Mike Tyson’lı bu üçüncü film de seyircinin ilgisiyle karşılandı. Yine uzun bir adadan sonra gelen bu son film kesinlikle türün ve serinin hayranlarını tatmin edecek bir veda. İlk filmden sonra serinin en iyi filmi. Sinema unutulmaz anlar yaratma becerisidir. Üçüncü filmde asansör sahnesi buna örnekti. Bu son filmin ise daha ilk çeyreğinde unutulmaz bir yuvarlak masa sahnesi var. Gerisi çoğunlukla bildiğiniz gibi. Kötü ve kompleksli adamlar nush ile uslanmayarak tekdire de kulak asmayarak köteği iyice hak edebilmek için her türlü musibetliğe kalkışıyor. Bruce Lee hikayenin tarihi aksında, olayları Amerika kıtasına taşıyarak başrole oturuyor ama üçüncü filmde olduğu gibi kendisini yine tadımlık görüyoruz. Buna rağmen “Kungfu Hustle” ve “Shaolin Soccer”ın da yıldızlarından Kwok Kwan-Chan’ın Bruce Lee’ye müthiş benzerliği bu tadımlık sahneleri gayet doyurucu hale getiriyor. Filmin müzikleri ilk filmden bu yana Kenji Kawai’e emanet. Müzisyenin koreografiye tempo, sahnelere yükseklik katan tercihleri filmin seyir zevkini yine belli bir çıtanın üzerinde tutuyor. Filmin yönetmen koltuğunda tüm serinin yönetmeni olarak karşımıza yine Wilson Yip çıkıyor. Wilson Yip’in filmde hikayesi anlatılan Yip Usta ile bir akrabalığı olup olmadığı konusunu çok araştırdım ama bir ize rastlayamadım. Ayrıca bu anlamda film, hikayeyi yönetmenine emanet eden ve tüm seriye açıklık getiren güzel bir sahne ile bitiyor. Uzakdoğu aksiyon filmleri neden bu kadar iyi diye soranlar “Action Director” kavramını hiç duydular mı bilmiyorum. Filmdeki koreografileri tasarlayan Woo-Ping Yuen sinema hayatına 1970’lerde pek çok Bruce Lee filminde bazen kamera önünde bazen de kamera arkasında yer alarak başlamış önemli bir isim. “Matrix” serisi, “Kill Bill”, “Black Mask” serisi, “Kaplan ve Ejderha” gibi sayısız efsane filmde de emeği var. Jet Li ve Jackie Chan’in de pek çok filminde yönetmen koltuğuna da oturmuş bu ismin filmografisine IMDB’den göz atmanızı öneririm. Hayran olduğumuz o dövüş sahnelerini ilmek ilmek işleyen en önemli usta Woo-Ping ustanın bizzat kendisi. Filmden 80ler, 90lar “Karate Kid” ve “Blood Sport” karışımı bir tat aldım. Jean Claude Van Damme’la film yapmış bir kardeşiniz olarak da filmi sevdim?? Çok da şeker bir Asyalı genç kız bulmuşlar, ona ayrıca bayıldım. Sinemada izleyiniz, 105 dakikalık süresiyle de akıp gidiyor, pişman olmazsınız. SERİNİN EN ZAYIF HALKASI: JUMANJİ NEXT LEVEL Maalesef aynı şeyleri vizyondaki bir diğer film olan “Jumanji Next Level” için söylemek çok zor. 90larda sinemaya yeni yeni kendi başıma gitmeye başladığım yıllarda gönlümüze taht kuran Robin Williams’lı ilk “Jumanji” filminin aşığıyız. Serinin bir tür devam filmi sayılacak ama pek az kişinin bildiği “Zathura: Bir Uzay Macerası” (2005) filmini de sevmiştik. Dwayne Johnson ve arkadaşlarının projeyi yeniden ele aldığını duyunca heyecanlanmış, ilk filmleri “Jumanji: Welcome To The Jungle”a bu heyecanla gitmiş ve bu yeni versiyonu, hikayeye getirdikleri tüm yenilikleri ile birlikte hayli sevmiştik. Film dünya seyircisi tarafından da çok sevildi ve kaçınılmaz olarak devamı geldi. Bir “Jumanji” filminden eğlence ve aksiyon beklersin. Bu defa ikisi de yok. Yeni ve yaşlı karakterlerin hayatlarında son bir macera yaşaması fikri, herkesin farklı oyuncuların gövdesinde hayat bulması fikri kağıt üzerinde hoş dursa da uygulamada işe yaramıyor. Bir önceki filmde kendi performanslarıyla sevdiğimiz karakterlerin, bir başkası olma performansları donuk ve tutuk kalıyor. İlk filmde bu performanslar filmin aksiyon içermeyen sahnelerinde bile dinamiği diri tutuyor ve bizi eğlendirerek kesintisiz bir seyir zevki sunuyordu. Bu filmde onları yeniden eski karakterlerinde eski tadında görebildiğimiz son çeyreğe kadar, bu tercih filmi büyük ölçüde sekteye uğratıyor. Bazı filmlerde aksiyon başlayacakmış gibi olur, beklersin, beklersin ve bir yerde başlar. Başladı mı size beklediğinize değecek anlar sunar. Bu filmde ise aksiyonu bekliyorsun bekliyorsun ama bir türlü başlamıyor. Başlayan az sayıda aksiyon sekansı da 2 dakika sürüp bitiyor. İlk film 90 M$ bütçesiyle bundan daha geniş bir aksiyon yelpazesi sunmuştu. Bu defa 120 M$’a çıkan bütçe belliki kadroyu ikinci film için toplayıp, Dany De Vito, Dany Glover gibi de ekler yapmaya harcanmış ama insan sormadan edemiyor: “Herkes burada peki aksiyon nerede?” Orman görselinden uzaklaşarak bu defa bir zenginlik olarak planlanan; çöllerden, kutuplara uzanan mekan çeşitliliği fikri içi boş olunca seyir zevki sağlamıyor. Yine eğlenceli sahne bir orman sekansı olan Asma Köprü sekansında yaşanıyor. “Jurassic Park”ın koşuşturan dev hayvanlar arasında koşuşturma ve “Mad Max”in çöl ortamında hurdadan modifiye edilmiş araçlarla kapışma sahnelerini birleştirerek ortaya yeni bir sos koymayı amaçlayan çöldeki devekuşu aksiyonu 2 dakika sürüp başladığı gibi bitiyor. Yukarıda da söz ettiğimiz tek büyük ve sıkı sekans olan asma köprü sekansı 3 dakika sürüyor. Finalde de TV dizisinden hallice bir takım kısa kısa kapışmalar vs ile film sona eriyor. 124 dakika film yapıp toplamda 6-7 dakika aksiyon sekansı koymak türün doyuruculuğu açısından skandal. Küçücük bütçeli “Hitmans Bodyguard” ya da “Kingsman Secret Service” serileri bu yüzden dar bütçeyle iyi ve büyük birer aksiyon dersi. Aksiyonda türün gereklerini yerine getiren ve türe yenilik sunan bütün bir omurganın tasarımı çok ama çok önemli. TV dizisi yaklaşımı ve bütçeler ne yazık ki günümüz aksiyon filmlerini deforme etti, bunu daha önce pek çok film için yine yazmıştım. 20 dakika süren diyaloglar ve kısa bir aksiyon sekansı ve hop 20 dakika daha diyalog sonra bir aksiyon daha ve yine 20 dakika diyalog. Karakterlere yüklenen klişe problemler, onların çözümüne ayrılan anlamsız duygusal akslar derken filmler tempoyu ikide bir askıya alan bol konuşma sahneleriyle uzayıp gidiyor. Kusura bakılmasın ama aksiyon filminin omurgası böyle bir yapı değil, genç seyirciyi bununla kandırabilirsiniz ama 40 yıldır aksiyon ve macera filmlerinin tillahını seyretmiş bizim jenerasyonları yemeyin. İçine bu kadar az aksiyon sekansı koyuyorsanız o zaman süreyi de kısa tutun. Özetle 90 dakikalık 100 dakikalık dolu dolu 80ler, 90lar aksiyonlarını özledik. Dwayne Johnson ve ortaklarının son yıllarda Çinli karakterle Çin pazarında başarılı olmasının da katkısıyla filmin gişesi globalde hayli iyi. Böylece üçüncü film de gelecektir ama ilk filmin tatmin edici olması bu filme ilgiyi arttırmış olabilir ve bu filmin zayıf olması üçüncü filmi yatırabilir. Müzikte ticari bir albüm, sonraki öznel albümü de sattırır ama o öznel albüm sonraki ticari albümü iki seksen yatırır. Bunun örnekleri sinemada da bolca var. Herkese iyi seyirler. Yiğit Güralp https://twitter.com/YigitGuralp  https://www.instagram.com/yigitguralp/