Sibel Doğu

Aşk-ı Memnu ve Doktorlar'dan sıkılmadık mı? Karantina günlerinde şu eski diziler bir yayınlansa da izlesek!

Koronavirüs nedeniyle mecbur olmayanlar dışındaki vatandaşlar genellikle evde vakit geçirince daha çok televizyona sarılır oldu. Dizilerin de setlerine koronavirüs nedeniyle ara verilince kanallar ya film ya da eski dizileri yayınlamaya başladı. İzleyiciler ise televizyonda Aşk-ı Memnu ya da Doktorlar haricinde de eski diziler görmek istiyor artık...

Tüm dünyayı etkisi altına alan ve geçtiğimiz ay ülkemizde de ortaya koronavirüsden etkilenen sektörlerden bir tanesi de televizyon daha doğrusu dizi dünyası oldu bildiğiniz gibi....
 
Aralarında yayına yeni başlayanların da olduğu birçok dizi mecburen setlerine ara vermek zorunda kaldı. Ellerinde stok bölüm olduğunu söyleyen bazı diziler de, çekimlerini durdursalar da, şimdilik yeni bölümleriyle ekrana gelmeye devam ediyor. Ancak, onlar da stok bölümleri bitince illa ki ara vermek zorunda kalacaklardır. Ellerinde tüm sezonu kapatacak kadar bölüm yoktur herhalde. Henüz kanallardan resmi bir açıklama gelmedi ama görünen o ki, sezonun geri kalanında dizilerin yeni bölümlerini izleyememe ihtimalimiz baya yüksek gibi görünüyor. Virüs salgını riski ciddi bir boyutta devam ederken dizi çekimlerine devam etmenin hem insani hem de vicdani olarak hiç etik bir karar olmayacağı zaten ortada. (Aslında zaruri ihtiyaçlar haricinde devam eden her iş gibi...)
 
O nedenle; dilerim hiç bir ekip virüs salgını ortadan kalkana kadar yeniden çekimlere başlamayı düşünmez. Zaten ramazan ve bayramın yaklaştığını da düşünürsek, dizi izlemelerinin düştüğü bir döneme girmek üzereyiz. Ondan sonra da yaz ayları olduğu için, hiç bir dizide sezon finali havasında bir bölüm izlemesek de sezon finallerini herhalde bir nevi erken yaptık gibi bir durumla karşı karşıyayız. Tabi ki, bununla ilgili daha net ve doğru açıklamalar zamanla gelecektir. Şuan herşey belirsiz ve tahmini ilerliyor.
 
Dizilerin ara vermesiyle de, boşa düşen kanallar yerli ya da yabancı filmler ile bazı eski dizilerden medet ummaya başladı.  Kanalların prime-time yayınlarında bu aralar sık sık filmler görüyoruz. Benim gibi özellikle yeşilçam filmlerini sevenlerin memnun olacağını düşündüğüm bir durum aslında bu. Tabi, böyle zorlu bir süreçte eskisi kadar mutlu mesut seyredemesek de, en azından evde olmanın getirdiği can sıkıntısıyla daha çok bağlandığımız televizyonda bizi gülümsetecek bir şeyler görmek güzel olacaktır.
 
Ne de olsa; Adile Naşit ile Münir Özkul'un sirke mi limon mu kavgası yapması ya da Seferoğulları ile Tellioğlulları'nın yeşil vadiyi paylaşamaması bizde hala samimi duygular uyandırıyor. Filiz Akın ile Tarık Akan'ın aşkının da günümüz dizi çiftlerinden eksiği yok fazlası var bence. Kemal Sunal desen bence hala bir bakışıyla güldürdüğü için filmleri her türlü izlenir.
Hala da izleniyor bu filmler. Üstelik kanallar için de çok maliyet gerektirmiyor ve reyting getiriyor.  O nedenle ilerleyen günlerde daha sık ekranda görme olasılığımız var.
 
Filmlerle birlikte kanalların bir diğer çaresi de eski diziler oldu. Kanal D gündüz kuşağına her sene bıkmadan usanmadan tekrarlarını yayınladığı Aşk-ı Memnu'yu bilmem kaçıncı kez daha koydu ve Twitter'da gün boyu konuşulmayı yine başardı. Dizi,
Pazartesi sabahı tekrar izleyici ile buluşmaya başladı. teve2'de ise; Pazartesi günü akşam üzeri yine her yaz illa ki tekrarlarına denk geldiğimiz ve hakkında "izleye izleye tıp fakültesinden mezun olmuş gibi olacağım artık" espirileri başta olmak üzere türlü yaratacı espirinin yapıldığı Doktorlar'un tekrarları ekrana gelmeye başladı. 
 
Star TV, Seferin Kızı'na verilen ara nedeniyle Pazartesi akşamının yayın akışına eski dizisi 'Anne'yi ekledi. Görünen o ki, dizi piyasasındaki dengeler eski haline dönene kadar Star TV, Pazartesi akşamlarını Anne dizisi ile götürecek. Fox TV, Perşembe akşamından itibaren Mucize Doktor'u yeniden ekrana getirmeye başlıyor.
 
TRT ise; biraz daha nostalji yapıp, önümüzdeki Cumartesi gününden itibaren 7 Numara ve Yeditepe İstanbul dizilerini tekrar ekrana getirmeye hazırlanıyor. TRT'nin bu nostalji atağı aslında keşke diğer kanallara da örnek olsa. Bu iki dizinin yanı sıra; Ferhunde Hanımlar, Perihan Abla, Gülşen Abi gibi diziler de ekrana geliyor çünkü. 
 
Kanal D'de de, 2004-2007 sezonunda yayınlanan ve tam bir aile komedisi dizisi olan Yabancı Damat yeniden ekrana gelecek. Ama bu dizi saat sabahın 05:00'inde yayınlanacağı için daha çok kanalın saat doldurma işlevini görecek gibi görünüyor. Karantina günlerinde evlerinde sıkışıp kalan vatandaşa pek faydası dokunmaz herhalde o saatlerde. Olsa olsa uykusu kaçana artık... atv ise Kardeş Payı dizisini Cuma günü izleyici ile buluşturuyor.
 
Şimdi kanallar boşa çıkmışken, aslında sosyal medyada birçok izleyici yorumuna baktım da, herkes eski dizileri izlemekten yana. Hükümet hala genel bir sokağa çıkma yasağı getirmekte inat ettiği için sokağa çıkmak daha doğrusu işe gitmek zorunda kalan vatandaşlarımız hariç evde kalıp sıkılan ve doğal olarak daha sık televizyon izlemeye başlayan dizi bağımlısı halkımızı düşününce aslında televizyonda Yabancı Damat gibi sabahın kör vaktinde değil de, gündüz kuşağında yada hatta yine dizilerin en çok izlendiği prime-time kuşağında bazı eski nostaljik diziler yayınlansa çok güzel olmaz mı diye düşünüyor birçok izleyici.
 
Dizilerin yeni bölümleriyle ekrana gelmediği böyle bir dönemde, yayınlansa yeniden reytinglerin üst sıralarında yer alacak güzel dizilerimiz var gerçekten de arşivimizde... Hem izleyici endişe ve panik ortamındaki gündeminden biraz uzaklaşır hem de biraz nostalji yapar bu iç daraltan günlerde.
 
Kanallar yavaş yavaş böyle bir politika izlemeye başladı görüldüğü gibi.  Ne kadar geriye giderler bilemem ama sosyal medyada benzer yorumlara çok denk geldim. Aslında, bu salgın ve karantina günleri bitene kadar olabilecek en güzel hamle olabilir bu eski dizileri yayınlama konusu.
 
Hatta yukarda da söz ettiğim gibi, sadece gündüz kuşağı değil prime-time'da bile ekrana gelse, bu dönemde eski diziler yeniden izlenebilir. Ama eski diziden kastım sadece, Aşk-ı Memnu ya da Doktorlar değil. Onları zaten milyon kere izlediğimiz için şahsen bana hiç izlenesi ya da ilgi çekeci gelmiyor. Bihter bir kez daha kalbine sıksa ya da Levent tam da düğün günü Ela ile hayatı paylaşabileceğine olan inancını kaybetse pek birşey farketmez. İzleyiciler galiba artık biraz farklılığı hak ediyor. Doktorlar ve Aşk-ı Memnu dizi dünyamızın efsane işleri olabilir ama hakkını yemememiz gereken başka güzel diziler de var bence.
 
Haksız bir şekilde yayından kaldırılmasıyla hala bazı izleyicilerin içinde yara olan absürd komedi dizilerinin krali Leyla ile Mecnun'u yeniden izlesek fena olmaz değil mi? 
 
Ya da, daha da geriye gidersek.. Türk TV tarihinin en uzun süren dizisi Bizimkiler'i yeniden ekranlarda görsek mutlu olmaz mıyız? Her gibi unutulmaz karakterler ve usta oyuncularrdan oluşan kadrosuyla eski Pazar akşamlarının tatlı huzurunu duyumsarız belki biraz...
 
Ya da bir Süper Baba veya Ekmek Teknesi olsa kimler sevinmez? Hazır mahalle dizilerinden konu açılmışken Mahallenin Muhtarları olsa fena mı olurdu?
 
Çok Güzel Hareketler Bunlar'ın yılbaşı özel bölümünde Bir Demet Tiyatro skeci görünce o günleri özleyenler olmuştur belki. Tiyatro kıvamındaki ilk dizimiz olan bu efsaneyi de şu sıkıntıları günlerde verseler izleyecek çok insan vardır. 
 
 
Ben de, biraz sosyal medyada gördüğüm yorumlardan , biraz çevremdeki arkadaşlarla sohbetlerden, biraz da kendi aklıma gelenlerden "keşke şu dizinin tekrarı verilse de izlesek" listesi hazırladım.
 
İnşallah aralarından bazıları yeniden ekrana gelir de, normal hayatımıza dönene kadar evlerimizde geçirdiğimiz vakitleri de biraz da olsa renklendiririz...
 
Hatırla Sevgili: Günümüzde artık Sen Anlat Karadeniz, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Hercai gibi pek de mantıklı olmayan diziler yayınlayan atv'nin 1960'lı yılların hikayesini anlatan şu güzelim dizisini izlesek fena olmaz herhalde. İzleyenler hatırlayacaktır; yayın hayatına 1960’lı yıllarda yaşanan siyasi çatışmaları ve darbe dönemini anlatarak başlayan dizi hikâyesini 1980’li yıllarda tamamlamıştı. Ülkemizin geçirdiği acı dolu günleri arasına aileleri siyasi olarak farklı görüşlerde olan iki gencin aşkını da sığdırarak anlatan ‘Hatırla Sevgili’Adnan Menderes ile Deniz Gezmiş’in idam sahneleriyle adını Türk TV tarihine yazdırdı diyebiliriz. Zaten ağır olan gündem de baya bir hüzün dolu olabilir ama izlenir mi? İzlenir bence.
 
Ezel: Böyle bir listede olmazsa olmaz dizilerden bir tanesi de elbette ki Ezel'dir. Sosyal medyada da ismi en çok geçen dizilerin başındaydı. Birçok izleyiciye göre, Türkiye'nin en iyi dizisi olarak anılan Ezel, iki sezon boyunca oyun içinde oyun barındıran senaryosuyla izleyicilere güzel ters köşeler yapmıştı. Ömer'in hikayesinin bittiği yerde başlayan Ezel'in hikayesinin en sonunda Ezel'in ölüp ölmediğini de belki bu sefer anlarız hem :)
 
 
Elveda Rumeli: Başrolünde Erdal Özyağcılar ve Şebnem Sönmez'in rol aldığı ve Rumeli topraklarında geçen bu dizi de günümüzün entrikalı dizilerinden bunalan izleyiciler için tam da ailecek izlenecek çok tatlı bir dizi değil mi? Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki hakimiyetini kaybetmeye başladığı dönemlerde Makedonya’da yaşayan sütçü Ramiz ve ailesinin hikayesini anlatan dizi özellikle benim gibi Balkan topraklarını ve Rumeli şivesini seven izleyicileri yeniden ekrana bağlayabilir.
 
 
Yılan Hikayesi: Yaşı 30'a yakın ve daha fazla olan izleyiciler hatırlayacaktır Yılan Hikayesi dizisini. 1999-2002 seneleri arasında Kanal D'de yayınlanan dizi oğlunu kaybeden bir polis ve kendisini düğünden sonra terkedip İstanbul'a kaçan kocasını arayan Zeynep'in hikayesini anlatıyordu.  Jenerik müziğini küçükken okulda flütle çaldığımız dizi, ülkemizin Arka Sokaklar'dan bile eski hatta belki de ilk polisiye dizisidir. Diziyi izlemiş olanlar, E be köylü kızı repiliğini ya da Memoli'nin kaçan keçilerini en çok da inek yalamış gibi denilen jöleli saçlarını hatırlar herhalde. Memoli'ye baba hitap eden has arkadaşı Cem, dizinin kötü karakterleri Gülsüm ile Kürşat ve de Memoli'nin 3 sezon boyunca yakalamaya çalıştığı ve Belgin Hanım'ın öldü zannettiği kocası çıkan Kral'ı da anmadan geçmek olmaz.
 
Çemberimde Gül Oya: 1980’li yılların siyasi olaylarını anlatan dizi için bu dönemin televizyon dizilerine konu edilmesine ön ayak oldu diyebiliriz. Bu dönemi konu olan ilk diziydi zannediyorum. Üstelik; karakterlerin hem geçmişini hem bugününü anlatarak iki yönlü işleyen kurgu modelini de kazandırdı dizi dünyasına. Olayları günümüz dizileri gibi reyting uğruna gereğinden fazla entrikaya bağlamadan sade bir şekilde anlatan Çağan Irmak imzalı dizi, gerçekten yaşanmış olayları abartıya kaçmadan gerçekçi karakterler üzerinden anlatmasıyla bence son yılların en başarılı yapımları arasında yer alıyor. Zaten Çağan Irmak, filmlerinde de entrika ve abartıdan uzak bir şekilde sıradan insan hikayelerini yalın bir dille anlatıyor. Çağan Irmak'ın bu naif tarzından çıkan en sağlam projelerin ilk akla geleni de Çemberimde Gül Oya olabilir herhalde. Bu naif ve güzel hikayeyi yeniden izleyecek kişiler bence illaki çıkacaktır.
 
 
Öyle Bir Geçer Zaman ki:  Gemi kaptanı Ali Akarsu'nun başka limanlarda aşık olup uğruna yuvasını dağıttığı yasak aşkı ile ailesi arasındaki çekişmeyi anlatan dizi dönem dizisi olması nedeniyle de büyük dikkat çekmişti yayınlandığı dönemde. Günümüzün başta Aras Bulut Iynemli olmak üzere birçok star oyuncusunu da çıkaran dizi Ali Kaptan, Cemile, Carolin, Berrin, Hakan, Ahmet, Mete, İnci Hoca derken birçok da fenomen karaktere imza atmıştı senaryosuyla. O da Hatırla Sevgili gibi son sezonunu 1980'li yıllarda bitirmişti. Bence bir kez daha baştan sona izlenir bu dizi de...
 
 
Asmalı Konak: Yakın zamanda başrolünde yine Özcan Deniz'in yer aldığı İstanbullu Gelin'de güncellenmiş halini izlediğimiz dizinin orjinali aslında budur. Yani İstanbullu Gelin uyarlandığı romanın yani sıra biraz da bu diziye benzemektedir. Hatta, romanı henüz okuma imkanım olmadı ama kitap hakkında yorumlardan anladığım kadarıyla galiba romandan çok bu diziye benziyor bile olabilir. Yapımcı camiasına Kapadokya'da dizi çekme alışkanlığını kazandıran dizi 2001-2003 seneleri arasında atv'de yayınlanmıştı. Amerika'da sanat eğitimi almış Bahar ve kısa sürede aşık olup evlendiği Seymen'in Kapadokya'daki hikayesini anlatılıyordu. Seymen'in sırf Bahar'la kavgalı diye bilerek mayınlı arabasını mayınlı bölgeye sürdüğü gibi sadistçe bir sahnesi bile vardı. Yayınlandığı akşam sokakların bomboş olduğu final bölümü hala geçilemeyen bir reyting oranı alan dizinin devamı niteliğinde çekilen bir de sinema filmi vardı hatırlanacağı üzere. Final bölümünde kanser olduğu ortaya çıkan Bahar'ın Seymen ile Amerika'ya gitmesiyle biten dizinin filminde Amerika'da yaşananlar anlatılmıştı. Filminde bence dizideki sıcaklık yoktu ama dizisini baştan sona bir kez daha izleriz bence.
 
Binbir Gece: Oğlunun tedavisi için gereken parayı bir gece patronuyla birlikte olarak bulabilen Şehrazat'ın hikayesi bundan 14 sene öncesine yani 2006 yılına damgasını vurmuştu. Günümüzün en star oyuncuları ve en klas çiftleri arasında yer alan Bergüzar Korel ve Halit Ergenç'e bugünkü popülerliklerini getiren dizi de, bir kez daha izlenebilecek diziler arasındadır bence. Konusu itibariyle biraz tartışmalı olan Binbir Gece yayınlandığı dönemde oldukça ses getirmiş, tartışılmış ve konuşulmuş, hatta eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Ama buna rağmen 3 sezon da sürmüştü. Bir kadının kendisine böylesi ahlaksız bir teklifte bulunan adama sonrasında aşık olması gibi saçma da bir durum vardı dizide ama günümüzde de devam bu içimdeki aşk öyle büyük ki, zarar vermesine rağmen affettim saçmalığını en azından eski bir dizi olduğu için bir süreliğine unutabiliriz belki de. O zamandan bu zamana dolardaki artış da düşünüldüğünde 150 bin dolarlık ilk bölümü herhalde bugün yayınlansa sosyal medyanın da hayatımızdaki etkisiyle çok daha fazla gündem olur. Bu diziye dair unutulmayan bir başka detay da, sezon finali bölümündeki son sahnenin canlı olarak ekrana gelmesiydi....
 
Kuzey Güney: Listeye eklemek için not almıştım bu diziyi. Yazıyı hazırlarken bir yandan bakındığım Twitter'da bu akşam yeniden başlayacağını gördüm. Demekki izleyici talepleri yavaş yavaş kanal yöneticilerine ulaşmaya başlıyor. Eee hadi o zaman her birbiriyle kavga eden kardeşlere 'Kuzeyle Güney gibi oldular' dedirten Tekinoğlu kardeşlerin maceralarını bir tur daha izleyelim....
 
 
Yabancı Damat: Bu dizide listeme eklediğim diziler arasındaydı. Ama yukarda da söz ettiğim gibi Kanal D sabah 05:00'de yayınlamaya başladı bu diziyi de. Yıllardır süren Türk- Yunanlı gerginliğini siyasilerin ve vatandaşların yapamadığı ölçüde azaltmayı başaran dizi daha makul bir saatte yeniden yayınlansa ve biraz da Ege'nin karşı kıyısı ile Gaziantep arasında gider gelmek aslında çok hoş olabilir.
 
 
Karadayı:  Bergüzar Korel ve Kenan İmirzalıoğlu'nun 1970'li yılların havasında geçen dizisi 2012-2015 seneleri arasında yayınlanmıştı. Ben şahsen dönem dizilerini sevdiğim için bu diziyi severek takip etmiştim. En çok da dönem dizisi olması çekmişti beni galiba. Özellikle; Bergüzar Korel'e 1970'li yılların kıyafetlerini çok yakıştırdığım için bile baştan izleyebilirim herhalde ben bu diziyi. Bir de, en çok cancağazım diye gezinen kötü karakter Savcı Turgut karakteri vardı unutamadığım...
 
Kara Para Aşk: Karadayı ile aynı dönemlerde yine atv'de yayınlanan ve aynı senaristlerin yazdığı bu dizide yurtdışında göğsümüzü en çok kabartan yapımlarımız arasında yer alıyor. Tuba Büyüküstün ve Engin Akyürek'in hala mumla aranan uyumu da cabası.. Senaristlerin ikinci sezon Karadayı'ya daha çok ağırlık vermelerinden dolayı senaryosu biraz rayından çıksa da, yine izlenebilecek bir dizi aslında. Şu sıralar Sefirin Kızı adlı saçma bir dizide çok da sevilesi olmayan bir karakteri canlandıran Engin Akyürek'i de Ömer Demir olarak izlemek daha keyifli olurdu. En azından karakter daha mantıklı ve sempatikti. Türkiye'nin en popüler oyuncularından olmasına rağmen her dizide aynı donuklukla oynayan Tuba Büyüküstün ise rolüne çok yakışıyordu evet ama performansı hep vasattı bana göre. Ama dizi yeniden izlenir mi? Bence evet izlenir.
 
Asi: Tuba Büyüküstün'ün herhalde en çok sevilen ve iş yapan dizilerinden bir tanesi olan Asi de, yeniden verilse yayınlandığı dönemde izlendiği kadar izlenebilecek dizilerden bir tanesi. Tuba hayranlarında ayrı bir yeri olan bu diziyi anı kitle belki aynı heyecanla yeniden izleyebilir.
 
 
Avrupa Yakası: Gülmeye ve eğlenmeye en çok ihtiyacımız olan bu günlerde belki de, bize en çok iyi gelecek dizi olabilir Avrupa Yakası... Zaten bence, ne Yalan Dünya ne de Jet Sosyete onun yerini çok tutamadı... Ordaki ekip ve ruh bambaşkaydı. Sütçüoğlu Ailesi'yle bir 15 sene öncesine dönmek koronavirüsün bozduğu psikolojimize çok iyi gelebilir. Hatta; en çok bu dizi yeniden ekrana gelse aynı heyacanla izlenir ve bugün bile oldukça iyi reyting sonuçları alır. (Ama öyle Avrupa kanalında filan değil elimizin alışık olduğu bildiğimiz atv'de yayınlansa yani...)
 
İkinci Bahar:  Türk sinemasının iki efsane ismi Türkan Şoray ve Şener Şen'in rol aldığı bu dizi vurdulu- kırdılı- şiddetli- mafyalı- öldürmeli- aldatmalı- entrikalı günümüz dizilerini eleştirenler için tam da aranan kan olabilir. Benim rahmetli babam da " Yine ikinci Bahar gibi bir olsa da izlesek" derdi. Tüm entrikalardan uzak, sıcak bir aile dizisi izlemeyi birçok izleyici isteyebilir. Herşeyden önce; Şener Şen ve Türkan Şoray'ı sonra yine onlar kadar usta bir isim olan Tarık Papuçcuoğlu hatrına bile izlenir bu dizi.
 
Hayat Bilgisi: Lise ve okul temalı dizilerin arasında en iyilerinden birisi olan Hayat Bilgisi de ciddi kitlesi olan yapımlardan... Afet Öğretmen'in (Hoca Camide) öğrencileriyle maceraları yeniden izlenir mi? Neden olmasın?
 
 
İçerde: Arkasından kendisinin çeyreğinin de çeyreği etmeyen Çukur gibi kadrosu başarılı ama senaryosu saçmanın saçması bir diziyi ne yazık ki getirse de, kabul etmek gerekir ki; İçerde sağlam bir diziydi. İlk bölüm sonunda olduğumuz ters köşe bir yana 'içerde misin' lafının uzun süre espirisi dönmüştü herhalde o dönem izleyiciler arasında. Zaten sonrasında da oyun içinde oyunlar ve ters köşeler dizide o kadar arka arkaya geldi ki, dizinin sonunda Sarp ve Mert aslında kardeş çıkmayacak diye bile bekledim bir ara. Koca bir bölüm meğerse boş yere küfür ettiğimiz Yusuf Müdür'ün, Celal'in tutuklandığını görememiş olmasına hala üzülmekle birlikte bu dizinin uzatılmadan bir sezonda bitmesini de hala takdir ediyorum. Tak tak taka tak Coşkun ve kısık sesli Alyanak'ı da unutamıyorum diziye dair. Bence bu dizide bir tur daha izlenir.
 
 
Poyraz Karayel: Mafya içine sızan polis hikayesiyle biraz İçerde'ye de ilham olan bu diziyi diğer mafya dizilerinden ayıran en önemli özellik sanırım ana karakterimizin mafyayla mücadele etmek yerine mafyayla birlik olup daha kötü mafyalarla savaşmasıydı. Mafyayı tarafı tutulacak karakterler gibi göstermek ne kadar örnek bir davranış bilemedim ama ben de ilgiyle takip ettiğim bu diziyi bir kez daha izlemeye hazırım. Galiba en çok Zülfikar'ın küresel sohbetlerini özledim. Ve baş karakterlerin mutlu bir şekilde düğünde göbek attığı ya da piknik yaptığı gibi klişe bir final yerine akıldan çıkmayan bir final yapmalarını da unutabilmiş değilim. Çünkü, tarih gerçekten mutsuzları yazar....
 
 
Ulan İstanbul: Yakın dönemin sevilen dizilerindendi bu da..Her bölüm ayrı bir maceranın içinde süreklenen Nevizadeleri özleyenler olmuştur belki de? Karlos ve Yaren'in o muhteşem düetini bir kez daha dinleriz hem..