Sibel Doğu

Eltilerin Savaşı son yılların en iyi komedi filmi oldu, Ağır Romantik'i Tuvana Türkay mı batırdı?

Tuvana Türkay'ın galada tepki çeken açıklamaları olmasa Ağır Romantik filminin akıbeti daha farklı olur muydu?

Tuvana Türkay ve Onur Tuna'nın başrollerini paylaştığı 'Ağır Romantik' filmi adından da anlaşıldığı gibi tatlı bir romantik komedi filmi olma vaadiyle adına yakışır bir gün olan 14 Şubat Sevgililer Günü'nde vizyona girdi. Ama geçen hafta filmden çok, başrol oyuncusu Tuvana Türkay'ın galada tepki çeken sözlerini konuştuk hatırlanacağı üzere. Rol arkadaşı Onur Tuna'nın "Eğlenerek bu işi yaptık. Birlikte güzel sahnelerimiz olduğuna inanıyoruz" açıklamasından sonra konuşan Tuvana Türkay abartılı bir şekilde gülerek ve alaycı bir tavırla "Kimse filmine kötü demez. 'Biz çok eğlendik, umarım izleyenler de bunu hissederler' klişelerine girmeyeceğim" diye konuşunca hem gündeme oturdu hem de tepkilerin hedefi oldu.Bu sözler de, filmin önüne geçerek filmden daha çok konuşuldu. Hatta, seyirciler sosyal medyada Türkay'ın bu tavrı nedeniyle filme olan meraklarını kaybettiklerini ve filmi izlemeyeceklerini belirten yorumlarda bulundular.

Gişede ikinci haftasını geçiren film, şimdiye kadar 79.139 kişi tarafından izlendi. Bu oldukça düşük bir rakam. Peki, bu başarısızlığa sadece Tuvana Türkay'ın sözleri mi sebep olmuştur? Önce kabul etmek gerekiyor ki, bunu galada dile getirmek -hele ki rol arkadaşı benzer cümleleri kurmuşken- saygısız bir tutum olsa da, Tuvana Türkay sözlerinde haklıydı. Söyledikleri de doğruydu. Yeni bir dizi ya da film piyasaya çıktığında yönetmenler, oyuncular, yapımcılar hep aynı klişe cümleleri söylerler. Aynı oyuncular aynı lafları birçok kez söylemiştir, aynı gazeteciler de aynı lafları birçok kez haber yapmıştır herhalde. Zaten Tuvana Türkay da, röportaja çıkmadan önce kuliste bu sözlerin klişeliği üzerine konuşup dalga geçtiklerini açıklamıştı. Doğrudur, muhtemelen gerçekten "Ne söyleyeceğiz" diye konuşurken espri konusu olmuştur bu sözler. Ama çıkıp da, abartılı bir biçimde kahkaha atarak ve alaycı bir ses tonu takınarak "Biz çekerken çok eğlendik klişelerine girmeyeceğim. Kimse çektiği filme kötü demez" demek, haklı iken haksız duruma düşmeye verilecek en iyi örneklerden birisi oldu.

Bu lafların klişe olduğunu ve yazılı olmayan kural misali her seferinde benzer sözlerin söylendiği zaten herkes biliyor.Bunu arkadaş ortamında konuşursun ya da tek başına verdiğin röportajlarda da dile getirmek istiyorsan daha uygun bir dille "Zaten herkes bu klişe cümleleri kullanıyor" diyebilirsin ama işi dalga geçmek boyutuna getirmek hiç yakışık almadı. En önemlisi de seyirci gözünde kendi sempatisini kaybetmesine neden oldu. Zaten rol aldığı ve karakterinin hiç sevilmediği 'Yasak Elma' dizisinden de ayrılan Türkay için en iyisi bir süre ekrandan uzak kalıp oluşturduğu antipatinin unutulmasını beklemek olacak sanırım.

Bununla birlikte; Türkay bu çıkışı yapmayıp aynı tarzda cümleler kursa bunun haberini yapan gazeteci de "Her zamanki laflar işte" diye sıkılıp başlığa hangi cümleyi çeksem falan diye düşünecek, bunu izleyen ya da okuyan okuyucunun da dikkatini çok çeken bir ayrıntı olmayacaktı. Film de, ağırlıklı olarak 'Yasak Elma' ve ardından 'Mucize Doktor' dizileriyle popülerliğini arttıran yeni jönümüz Onur Tuna'nın hayranları tarafından merak edilecekti. Ve yine şimdi izlendiğinden farklı bir izlenme oranı almayacaktı muhtemelen. Çünkü; zaten senaryosu ve konunun işlenişi ile de basit bir romantik komedi filmi olduğu belliydi. Geçtiğimiz akşam evde oturmaktan sıkılınca ve vizyonda izleyecek başka bir film bulamayınca ben de meraktan Ağır Romantik'e girdim. Türkay'ın tavrını saygısızca bulsam da onun sözleri nedeniyle filme bir önyargım oluşmamıştı.

Son zamanlarda 'izleyici eski Yeşilçam havasını andıran tatlı bir kızla yakışıklı oğlanın aşkı temalı romantik komedi filmlerini sever' mantığıyla Ağır Romantik gibi romantik komedi ya da komedi filmleri çokça çekiliyor zaten. Bunların çoğu da birbirine benziyor ve aynı vasatlıkta oluyor. Hatta, bazıları izleyicinin ilgisini hiç çekmiyor bile. Ağır Romantik de, benzeri romantik komedi filmlerinden farksız eğlenceli fakat basit, başı sonu belli, senaryosunda bir heyecan barındırmayan hatta mantık hataları ve boşluklarla dolu olan filmdi. Tuvana Türkay'ın bu tavrı olmasaydı da, bu aldığı gişe sonuçlarından çok farklı sonuçlar almazdı herhalde. Hadi belki alsa alsa az biraz fazlasını alırdı ama zaten bir 'Eltilerin Savaşı' kadar ses getirecek potansiyele de hiç sahip değildi. Onur Tuna ve Tuvana Türkay'ın performansları da öyle ahım şahım değil oldukça standarttı.

3 milyon gişe elde eden Eltiler Savaşı ise son yıllarda arka arkaya çekilen içi boş, saçma ve içeriksiz hatta avam filmlerin arasında hem tatlı hem de küfürsüz tatlı bir komedi olmayı çok güzel başarmış. Bunun üzerine de, tatlı ve sempatik bir oyuncu kadrosu eklenince film elde ettiği bu başarıyı çok güzel hak etti diyebiliriz. Recep İvedik gibi sadece küfür ederek komik olayım çabasındaki filmleri sevmeyen bir izleyici olarak Eltilerin Savaşı havasında aile içinde gerçekten var olan ilişkiler üzerinden anlatılan bu hikayeleri ben daha başarılı buluyorum. Gupse Özay, benzer bir tatlı hikayeyi daha önce 'Görümce' filminde de anlatmıştı. Kendi karakteri o filmde de bu filmde de biraz abartılıydı ama filmin absürd tarafı bu abartıyı kaldırabildiğinden o aşırılık göze batmıyordu. Artık bundan sonra; Gupse Özay'dan Deliha tarzı garip karakterler yerine 'Görümce' ya da 'Eltilerin Savaşı'gibi gerçek bir noktadan beslenen hikayeler bekliyoruz.(Görümce ve eltilerden sonra artık damat, bacanak, kayınço mu ne gelecek bakalım) Bence, hem daha tatlı hem daha gerçekçi oluyor.

Filmin senaryosunu da yazan Gupse Özay'ın eltilerin savaşını anlatırken günümüz insanın sosyal medya rekabetine de değinmesini ayrıca beğendim. Bu kadar boş bir rekabet içinde eşlerine verdikleri maddi zarar ve aralarını açma detayları da güzel işlenmişti. Film iki eltinin rekabeti üzerine olduğu için Gupse Özay ve Merve Dizdar daha çok ön plandaydı ama bu eltilerin savaşı içinde kalan iki kardeş rolündeki Ferit Aktuğ ve Uraz Kaygılaroğlu'na da ayrıca bayıldım. Ufak Tefek Cinayetler gibi entrikalı bir dizide bile sempatisi ve karakterinin salaklığını çok iyi yansıtan, tatlılığı ile ön plana çıkan Ferit Aktuğ tam böyle tatlı karakterlerin adamı zaten. Sefirin Kızı dizisinde tahmin edilenden çok daha fazla sevilerek patlama yaşayan ve hatta şöhreti ülke sınırlarını aşarak yurt dışında en sevilen aktörlerimiz arasında yer alan, adı sanı yer gök titreten başrol oyuncusu Engin Akyürek'i bile geride bırakan Uraz Kaygılaroğlu zaten bu senenin parlayan yıldızı oldu. Zaten tanınan ve sevilen bir oyuncu idi ama Sefirin Kızı ona bambaşka kapılar açacak gibi duruyor. Bu dizi ve filmden sonra da şansı yaver gider ve doğru projeler seçerse önümüzdeki yıllarda ekranların yeni jönü diyebiliriz onun için.

BİRAZ DA TİYATRO!

Coronavirüs tehlikesi iyice artıp ülkemiz sınırlarına dayandığı için herhalde ara vermem gerekecek ama son günlerde sinema ve tiyatroya daha çok zaman ayırır oldum. Sinema filmleri daha çok göz önünde olduğundan reklamları daha çok yapılıyor ama medyakoridoru okuyucularına söz etmek istediğim bazı tiyatro oyunları var. Geçen ay Bakırköy'da bulunan Yasemin Yalçın Tiyatrosu'nda 'Emlakçıyı Beklerken' ile 'Ve Perde' oyunlarını izledim. Tiyatroda hareketli ve her kapıdan farklı bir kişinin çıkıp, bir sürü yalanın ortalıkta dolandığı karmakarışık oyunları çok eğlenceli bulduğumdan 'Emlakçıyı Beklerken' oyununda çok eğlendim. Tüm oyuncuların hiç düşmeyen performansı ile birlikte oyunun enerjisi de hiç düşmeden devam etti ve salonda kahkahalar eksik olmadı. Tiyatro sezonu bitmeden yolu o tarafa düşen olursa mutlaka tavsiye ederim. 'Ve Perde' oyunu ise; bir dönem TV ekranına İtilmiş ve Kakılmış tiplemeleriyle damga vuran Yasemin Yalçın ve İlyas İlbey'in başrollerinde yer aldığı daha durağan ilerleyen ve daha çok tiyatronun eski zamanlarına saygı duruşunda bulunan, eski sanatçıları anan bir oyun. Yasemin Yalçın ve İlyas İlbey çifti oyunda pek geçinemeyen iki eski komedyeni canlandırıyorlar. Eskiden birlikte açık hava tiyatrolarında ve gazinolarda birlikte çok rol alan ve hiç anlaşamayan bu ikili yıllar sonra TV programında oynayacakları skeç için bir araya gelmek zorunda kalıyor. Anlattıkları eski anılar ile de; aslında gerçekten tiyatronun geçmiş zamanlarını ve ustalarını anlatıyorlar. Biraz da; günümüzde eskisi kadar rağbet görmeyen bu eski sanatçıların popüler dizilere nasıl yenildiğine de göndermelerde bulunuyor.

Tiyatronun eski zamanlarını hatırlatan ve tiyatro salonlarına sahip çıkmalıyız mesajını veren bir başka oyunu ise BBT'nin (Bakırköy Belediye Tiyatroları) Yunus Emre Kültür Merkezi sahnesinde izledim. 'Tuhaf Bir Miras Hikayesi' adlı oyunda 5 kadın kendilerine miras kalan bir tiyatro sahnesini yeniden canlandırmak için çabalıyor. Eğlendirmenin ve güldürmenin yanı sıra tiyatroya emek veren sanatçılar kadar seyircinin de sahip çıkması gerektiğini anlatan güzel bir oyundu. Bu arada politik oyunları nedeniyle önce tehdit üstüne tehdit alıp sonrasında 'elektrik kontağından' yangın çıkan ve sonrasın kapatılan Şan Tiyatrosu gibi tiyatro dünyasının önemli ve simge mekanlarını anmadan geçmiyor.

Deniz Çakır ve Engin Alkan'ı buluşturan 'Tarla Kuşuydu Juilet' oyunu ise Romeo ve Juliet'in ölmeyip de evlenseydi nasıl bir hayatları olurdu konusunu anlatıyor. Kavuşursan ilişki olur, kavuşamazsan efsane tezini referans alan oyunda 30 senelik evli olarak gösterilen Romeo ve Juliet hiç anlaşamıyor, birbirleriyle evli olmaktan dolayı da hiç mutlu değiller. Aslında, konusu çok güzel ve eğlenceli ama espriler yaratıcı olmadığı için olsa gerek bence temposu düşük bir oyundu. Bu güzel ve ilgi çekici konudan daha hareketli ve eğlenceli bir performans beklerdim.

Salih Bademci, Neslihan Arslan ve Nurhan Özenen'i buluşturan 'Fanatik' oyunu ise temposu çok yüksek olmasa da, ailelerin çocuklarını yetiştirirken kendi beğeni ve istekleri konusunda ne kadar baskıcı olabildiklerini ve bu konuda aslında çocuklara ne kadar zarar verebileceklerini Galatasaray- Fenerbahçe çatışması gibi ülkedeki neredeyse herkeste görülebilecek bir çatışma üzerinden anlatıyor. Eğlenceli geçen oyun ebeveynlerin arasında yaşanan çatışmaları anlatırken aslında onlar için bir ders niteliği taşıyor desek de yalan olmaz herhalde.

twitter takip