Sibel Doğu

Ferhat ile Şirin başladı ama.... Cansu Dere 'Eyşan' olmaktan kurtulamayacak mı?

Dizi dünyasında 2019-2020 sezonunun açılışını çoktan yapıp hatta yavaş yavaş sezonu ortalamaya yaklaştığımız şu zamanlarda izleyici ile buluşmak için rakiplerine göre geç davranan projeler de görücüye çıkmaya devam ediyor. Geçen hafta Salı günü Kanal D'nin Hande Erçel ve Buğra Gülsoy'u buluşturan dizisi 'Azize'nin yayın hayatına başlamasının ardından Cuma günü de Fox TV'nin O3 Medya- Artistanbul Medya ortak yapımı dizisi 'Ferhat ile Şirin' ekran yolculuğuna başladı. Sezonun iddialı dizileri arasında gösterilen Ferhat ile Şirin'de Cansu Dere, Tolga Sarıtaş ve Leyla Tanlar başrolleri paylaşıyor. Dizinin diğer önemli rollerinde ise; Işıl Yücesoy, Yıldıray Şahinler, Ushan Çakır, Emel Çölgeçen, Şehsuvar Aktaş yer alıyor.Diziye adını veren efsaneden de anlaşılacağı üzere baş karakterlerimiz Ferhat ile Şirin arasında yaşanacak tutkulu ve büyük bir aşk izleyeceğiz. Bu aşkın arasına yan hikaye olarak da, Şirin'in ablası Banu'nun Ferhat'a karşı yine tutkulu aşkını ve geçmişin gizemli sırlarını eklemişler. Aslında; Ferhat'ın amacının ailesinin intikamını almak değil de annesine ne olduğunu öğrenmek olduğunu saymazsak bir amaç için güçlü bir mafya ailesinin içine girip o aileden birisine aşık olma durumu az önce adını andığım 'Azize' dizisine de benzemiyor değil. Ama senaryo, oyuncular, yönetmenlik, hikayenin işlenişi bakımından daha kaliteli bir imaj çizen 'Ferhat ile Şirin' izleyiciye kendisini daha çok sevdirecek gibi görünüyor. Zaten ilk bölümüyle AB grubunda iyi bir açılış yapan dizi bence gelecek haftalarda düşük olduğu Total'de de yükselerek Cuma gününün yeni favori dizisi olabilir. Zira, AB grubunda geçen sezonun lideri Hercai'yi geride bırakmayı başardı. Total'de hala lider olsa da, izleyicinin ilgisini yavaş yavaş kaybetmeye başlayan Hercai'den bu diziye zamanla daha da kaçışlar olabilir diye düşünüyorum. Açıkçası; bu dizide ben hikayeden çok oyuncu kadrosunu merak ediyordum. Birbirinden yaş ve duruş olarak farklı olan bu üç ismi yan yana pek hayal edememiş ve karakterleri oldukça merak etmiştim. İlk bölümde oyuncuları rollerine yakıştırsam da Tolga Sarıtaş'ın Cansu Dere, Leyla Tanlar'ın da Tolga Sarıtaş'ın karşısında biraz tıfıl ve toy kalması ilerleyen bölümlerde yaşanacak aşk konusunda beni hala merak ettiriyor. (Kadının erkekten büyük olmasını yadırgadığım gibi klasik bir düşüncede olmadığımı ve ama sadece yaş farkından ve fiziki görünüşten kaynaklanan hafif bir uyumsuzluk gördüğümü de belirtmek isterim)Cansu Dere; bilindiği gibi genellikle birbirinden çok farklı olmayan, soğuk, mesafeli, biraz da gizemli karakterleri canlandırıyor. Hatta, bana göre ismi markalaşmış bir oyuncu olmasına ve Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi dizisi olarak gösterilen Ezel'de başrol oynamış olmasına rağmen performası hep standart bir isim. Biraz canlandırdığı karakterlerin özelliklerinden belki biraz da kendi kişiliğinden olsa gerek senelerdir performansındaki bu mesefeli, soğuk, standart tavrı değişmedi. Hatta zaman zaman aynı karakteri canlandırdığı ve bu karakterin zaman içinde farklı şeyler yaptığını bile düşündüm. Buradaki Kapalıçarşı esnafı gibi görünüp tarihi eser kaçaklığı yapan, babasından kalan mafya dünyasını yöneten Banu karakteri de elinde silah tutup, racon keserken, mafya reisi gibi gezinirken çok farklı görünmedi gözüme. Ama yine de bu rolün ona yakıştığı gerçeğini inkar edemeyiz. İzleyiciler ise, ilerleyen bölümlerde Ferhat için belki de çok sevdiği kardeşine ihanet edecek olan Banu'yu şimdiden Eyşan'a benzetmeye başladı bile. Banu karakteri için en çok yapılan yorum 'Eyşan geri döndü' oldu. Sanırım; Cansu Dere hayatı boyunca yer aldığı tüm projelerde Eyşan ile kıyaslanmaktan kurtulamayacak. İhanet eden tüm karakterler de Eyşan'a benzetilmekten... Gerçi karakterin ana teması biraz benzese de, Eyşan'ın kardeşi için ihanet ettiği, Banu'nun da kardeşine ihanet edeceği gibi bir ayrım söz konusu. Yine de, kariyerinde böyle ülkenin en iyi dizisi olarak anılan bir dizi ve ışıl ışıl parlayan bir karakterin olması avantaj ise de, ne kadar başarılı olursan ol ya da ondan sonraki dizilerin ne kadar tutarsa tutsun onu geçemeyecek olmak da belki dezavantaj. Çünkü oyuncuların her projede bir önceki projelerinin üstüne çıkmak gibi bir arzuları oluyor. Eyşan ile kariyerinin zirvesini gören Cansu Dere belki bu durumu bundan sonra hiç yaşayamayacak ve Eyşan'dan kurtulamayacak. Tolga Sarıtaş ise; Muhteşem Yüzyıl'dan sonra yer aldığı 'Güneşin Kızları' ve 'Söz' dizileriyle biraz yeteneğinin biraz da yakışıklığının etkisiyle son yılların en sevilen erkek oyuncuları arasında yer almayı başardı. Ekrana yakışan bir isim olan Tolga Sarıtaş'ı açıkçası Ferhat rolünde Söz'deki komutan Yavuz'dan daha çok beğendim. Yavuz rolü başarılı performansına rağmen Tolga Sarıtaş'a bir beden büyük geliyordu sanki. Fizik olarak bir asker rolüne uygun olmamıştı, hele timin başındaki bir komutan çok inandırıcı olmamıştı. Ama; annesini arayan, ararken de aşık olan marangoz bir Ferhat oyuncuya daha çok yakışmış. Paramparça dizisindeki Cansu rolüyle tanıdığımız Leyla Tanlar ise bu ikiliye göre hem yaş hem de performans olarak biraz zayıf kalmış gibi görünüyor, onun gibi bu kadar çıtı pıtı bir oyuncu yerine biraz daha yaşını gösteren bir isim bulunabilirdi ama bölümler ilerledikçe kendisini ispat etme olanağı bulacağına da inanıyor ve şans vermek istiyorum. Hem yaşanacak tutkulu bir aşk hem de geçmişin gizemleri arasında gidip gelecek olan hikayenin ilk bölümünde; Ferhat'ın annesini aradığını, geçmişte onun gözleri önünde Banu'nun adamı olan Hüsrev tarafından kaçırıldığı, ve hala hayatta olduğunu öğrendik. Hatta; Şehnaz karşımıza yıllar sonra oğlunun en sevdiği yemek olan makarna şiparişi verirken çıktı. Şirin de, ailesini öldürenin Şahnaz'ın kocası yani Ferhat'ın babası olduğunu söyledi. Hüsrev de, Şehnaz'ın yaşadığını ve nerde olduğunu biliyor. Şehnaz'ın ve Ferhat'ın babasının Karalı ailesiyle bağından çıkacak olanlar bu açıdan merak uyandırdı açıkçası. Hatta, Ferhat'ın arabasına onu Karalı ailesine yönlendiren notu bırakan gizemli kadın da yüksek ihtimal annesi idi. Şehnaz'ın senelerce neler yaşadığının merakının yanı sıra bu karakteri canlandıran Emel Çölgeçen'i de çok sevmeme rağmen Tolga Sarıtaş ile anne-oğul olarak çok yakıştıramadığımı belirtmek isterim. Emel Çölgeçen, Ferhat'ın çocukluk sahneleri için uygun bir isim olsa da, Ferhat'ın bu yaşındaki halinin annesi olarak genç duruyor. Bugünde gördüğümüz Şehnaz'da bir yaşlandırma makyajı yoktu çünkü. Oyuncular arasındaki yaş farkı sadece aşk yaşayacak karakterlerle kalmayıp buraya da sıçramış yani. Öte yandan; Ferhat ile Şirin'in daha ilk bölümden birbirlerinden etkilenip aşk acısı çekmesi ve Şirin'in aralarındaki dağları aşacak gücü kendisinde bulduğunu söylemesi çok ani oldu. Daha üç kere gördüğü birisine aşık olmak, onun peşinden koşmak, kızın nişanlısıyla aynı masada yemek yerken acı çekmek ilk bölüme yakışmadı. Aynı şekilde; Banu'nun da daha önce kimseyle gitmediği mekana ilk bölümden Ferhat ile gitmesi ve oradaki kadının Banu'nun Ferhat'tan hoşlandığını anlaması abartı idi. Ama Banu'nun ilgisini henüz kendisi bile fark etmediği için Şirin'in ilanı aşk etmesi kadar batmadı gözüme.İki kardeşin aynı kişiye aşık olması gibi klişe konuları zaten daha önce çok izlediğimiz için aslında hikayenin bu kısmının biraz sönük olduğunu da düşünmedim değil ama burada Banu karakterinin kişiliği, ağırlığı, hırsı senaryoya farklı bir anlam katacaktır diye de düşünüyorum. Ferhat ise ne kadar Şirin'e aşık olsa da annesinin başına gelenleri öğrenmek için ilk olarak Banu'yla yakınlaşabilir. Çünkü, geçmişe ait cevaplar o günleri bilen, hatırlayan Banu'da... Kısacası; ilk bölümü aşkın ve ilginin hızlı başlaması haricinde sevdim. Ferhat'ın annesi ve Karalı ailesi ile ilgili bağı diziye merakımı arttırdı. Daha da yükselerek iddiasını devam ettireceğine inandığım dizi sanıyorum ki, bu sezonun başarılı projleri arasında yer alacak. Ama bu konularda yapılan tahminlerde ters köşe olmamızın da ihtimal dahilinde olduğunu hesaba katarak ilk bölümünden sevdiğim bu projenin yolu açık olsun desem daha mantıklı olacak herhalde.